Death Metalin Polonyalı neferleri pandemi bahanesiyle boş durmak yerine sadık dinleyicisini hiç şaşırtmayan temiz bir işle karşımıza çıkıyor. Grup uzun soluklu kariyerinin dile kolay on altıncı stüdyo albümünü geçtiğimiz Nisan ayında Solitude of Madness adıyla piyasaya sürdü. 2014den bu yana her yıl en az bir stüdyo albümü ve yanı sıra EP yayınlayan grubun fanları, bu albüm için ne yazık ki üç yıl beklemek durumunda kaldılar.

Grubun günümüze değin uyguladığı başarılı formülü bu albümde de bozulmamış, klasikleşmiş mosh bölümlerinin yanı sıra, makineli tüfek gibi gitar soloları ve deyim yerindeyse “insanlık dışı” davul partisyonlarının eşlik ettiği bir çalışma ortaya konmuş. Şarkılar Vader’dan alıştığımız üzere ortalama ikişer dakikalık sürelerle oldukça kısa tutulmuş, ancak yoğun, güçlü ve agresif sound tavizsiz muhafaza edilmiş. Lead gitar özellikle vurgulanarak rifflerin üzerine ustalıkla yerleştirilmiş. Özellikle “Emptiness”de Spider’in soloları bu anlamda dikkat çekiyor, nitekim grup bu şarkıda kendilerinden beklenebilecek en “geleneksel” metal soundunu ortaya çıkarmış. Bilindiği üzere cover çalışmalar yapmayı da çok seven Vader, albümde esasen bir Acid Drinkers şarkısı olan Dancing in The Slaughterhouse’u kendi tarzında yorumlamış. Albüm sıralamasında hemen ardından hyperblast girişle yıldırım gibi başlayan ve devam eden Stigma of Divinity kesinlikle albümdeki favorim. Kapanış parçası olan Bones ise ortalama thrash’e yakınsar nitelikte, albümün geneline kıyasla yumuşak bir geçişle kapatan bir seçim olmuş.

Benim gibi (belki de objektif bir yorumda bulunması zor olan) ağır fanlar için her zamanki “Vader” çizgisini bozmayan muhteşem bir çalışma olsa da, müziklerinde risk almayarak herhangi bir yenilik getirmemeleri yönünden camiada ne yazık ki sert eleştirilere de maruz kalmışlar. Ancak tavsiyem, arşivlenmesi caiz bir death-thrash metal albümü olduğu yönündedir. Şimdi kulaklıklarınızı takın ve kendinizi Solitude of Madness’in akışına bırakın. Hayal kırıklığına uğramayacaksınız.

9/10