Tainted Horde  – 2020 – Birleşik Krallık 

Müziğini icra ederken keçi kadar gözü kara bir arkadaştan bahsedeceğim size. Manchester,İngiltere çıkışlı GAFR, black metali çok geniş bir yelpazeyle kucaklayan tek kişilik bir projedir. Daha öncesinde birkaç demo vermiş ve geçtiğimiz haftalarda “Roots Go Deep” albümünü Ankara merkezli plak şirketi Tainted Horde etiketiyle yayımlamıştır.

Albümü değerlendirmeye almadan önce, beni ilk çeken şey kesinlikle artwork oldu diyebilirim. Demode olmaktan uzak, monokrom kolaylıklara kaçmamış, gayet hoş, göz yormayan ve arkasındaki müziği merak ettiren bir çalışma. Albümün prodüksiyonu gayet iyi. Tüm enstrümanları kendisi kaydediyor ve miksajını kendisi yapıyor. “Heroic Black Metal” adını verdiği kendi akımının temsilcisi olduğunu söyleyen bu arkadaşımız, gitar kompozisyonlarında minimal black metal rifflerinin yanında gayet heavy metal tadında sololar kullanmış. Renk katmış. Gerek akustik partisyonlarla, gerek zırlamalı minör gamlarla çok başka diyarlara götüren bir çalışma. Yalnız davullar konusunda ne yazık ki bu kadar iyimser olamayacağım. Albümün tüm o güzel atmosferini çöpe atabilecek kadar kötü diyebilirim. Ancak dinledikçe insan buna da alışıyor…

Albüm dört parçadan oluşuyor. Açılış parçası “Dragonslayers” gayet epik, lezzetli bir giriş sunuyor. Aslında çok neşeli bir parça olduğunu söyleyebilirim. “Groovy” havalarda ritimler, gök gürlemeli climaxler, birini yolda yemelik iki adet solo, oturup dinlemelik bass yürüyüşleri gibi pek çok kulağa hoş gelen partisyon barındırıyor. Bu parçanın mixlerini yapma şansını yakaladığım için ayrı bir sempati duyuyorum desem yalan olmaz. Ne yazık ki “öncelikle” grupla hiçbir alakamın olmadığını söyleyemiyorum. Ancak gayet objektif bir biçimde, albümünün ilk ciddi çalışması olduğunu da hesaba ekleyerek, kendisini gayet başarılı bulduğumu ve sunduğu atmosferden payımı yeterince aldığımı söyleyebilirim. Tehditkar shrieklerle bizi karşılayan ikinci parça “Nidhogg” biraz daha karamsar bir sound barındırıyor. Bu parçada yer yer kullanılmış minör üçlüleri çok başarılı buldum. Akustik bridge sonrası giren solo ise tadından yenmeyecek derecede. Albümdeki diğer parçalara göre daha stabil giden Nidhogg’tan sonra albümde en sevdiğim parça “Goat Men” geliyor. Gerçekten atmosferiyle beni sürükleyen bir parça. Lead gitar kullanımları, fade out kısmında giren kesik arpejler, nakaratta giren majör beşlilerin aniden parçanın duygusunu değiştirmesi gibi çok güzel detayları var. Palm mute’lar arasında sıkıştırılan solo partisyonunu yine çok başarılı buldum. Bu parçada gereksiz bulduğum tek kısım intro sonrası giren tremolo pickingli main verse kısmı diyebilirim. Yine de bu favori parçam olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Outro olaraksa “title track”imiz “roots go deep” parçası geliyor. Gayet duygusal lead partisyonları ve arpejlerle veda ediyor albüm.

Toparlamak gerekirse, uzun bir yazı olsa da aslında bu kadar geniş yelpazeli bir albüme yazılabilecek daha çok şeyin olduğunu düşünüyorum. Mutlaka dinleminizi öneririm.

“Be More Goat”

Konuk Yazar : Ozan Özdemir