“MAYHEM 1986 – 1993”- Sub Y., 224 s., 1. Baskı, 2020.

Bu, yalnızca bir kitap tanıtımı değil. Müzik tarihinde olaylarıyla sansasyon yaratmış bir döneme ve karakterlere direkt temas etmek. Bugüne kadar hakkında çeşitli belgeseller, filmler, röportajlar yapıldı fakat elimdeki kitap tamamen olayların içindeki insanların birebir mektupları, röportajları ve tanıtım bültenlerinden oluşuyor. Dolayısıyla ne kadarı doğru ne kadarı yanlış diye kafamızı kurcalayan, bazen çarpıtılan ve üstüne katılan olgu ve olayları birebir okuma şansı elde ediyoruz. Özelden genele gidersek bu kitabı ve bu tanıtımı önce MAYHEM, sonra tüm Black Metal, sonra tüm Rock-Metal ve sonra underground müziğe ilgi duyan herkesin okumasını öneriyorum.

“Her taraf kan oldu, kusura bakmayın.”- Dead (MAYHEM)

“Biz özünde insancıl olan bir şaka grubu değiliz!”- Euronymous (MAYHEM)

“Ölüme, kötülüğe ve karanlığa tapıyorum!”- Varg (BURZUM)

“Kimse yaptıklarına saygı duymayacak. Hadlerini aştılar.”- Cronos (VENOM)

“Manson tarikatı gibi bir durum söz konusu, Doğu Almanya’daki s.ktiğimin Nazileri gibi…
aynı tip güç oyunu.”- Nick Holmes (PARADISE LOST)

“Korkmuyorum. Varg, arka bahçeme bıçakla bir Burzum albümü tutturup kapıyı ateşe
vermesi için kız arkadaşını gönderdi. Sırada kim var, köpeği mi?”- Christofer Johnsson
(THERION)

Tanıtımımıza Black Metal ve MAYHEM hakkında hiçbir şey bilmediğini farz ettiğim insanları bilgilendirerek başlayayım. Black Metal, Heavy Metal müziğin bir alt türüdür. Heavy Metal’in doğduğu İngiltere’de VENOM adlı grup tarafından bu tanım ilk kez kullanılmıştır, ki “Black Metal” isminde 1982 tarihli bir albümleri vardır. Bu, grubun 2. albümüdür. Heavy Metal’den farkı daha şiddetli ve korkutucu bir müziğe, imajlara, sözler vs. sahip olmasıdır diyelim kısaca. VENOM ile birlikte Danimarka’dan MERCYFUL FATE, İsveçli BATHORY, İsviçreli HELLHAMMER ve devamı CELTIC FROST gibi gruplar türün temellerini atmış ve 1. Kuşak Black Metal grupları olarak adlandırılmıştır. Müzikleri Heavy Metal, Punk-Speed-Thrash Metal ve hatta Death Metal ile ortak noktalara sahiptir. Hatta Thrash Metal’in öncüleri SODOM, DESTRUCTION, KREATOR ve SLAYER gibi grupların da Black Metal üzerinde etkisi büyüktür. Heavy Metal terimi dışında yazdığım tüm bu tarzlar aslında Extreme Metal türleri olarak adlandırılabilir. Elbette daha fazla da alt tarz var. Çok uzatmayalım. Kitaba konu olan MAYHEM ise 2. Kuşak Black Metal’in ya da Norwegian Black Metal, daha da genişletirsek Pure/True/Raw Black Metal olarak da adlandırılan tarzların ilk grubu ve yaratıcısı olarak birçok müzik otoritelerince kabul edilmiştir.

Peki MAYHEM’in sansasyonel olayları nedir? Grubun kurulduğu 1984 yılından, yaratıcısı Euronymous’un (gerçek adı Øystein Aarseth) 1993 yılında öldürülmesine kadar çeşitli sayıda kilise kundaklama, cinayet ve diğer bazı şiddet olaylarının içinde, MAYHEM ve çevrelerindeki diğer bazı grup elemanlarının yer almış olmasıdır. Bu olaylar hakkında bugüne kadar yapılmış belgesel ve filmler mevcut. Çocukluğumuzdan beri de her zaman bir yerlerde dinledik, üzerine tartıştık. Bunların ne kadarı doğruydu, kim gerçekte ne düşünüyordu, hangi olayı gerçekten kim yaptı gibi soruların cevaplarını ararken bazen bildiklerimizin doğruluğundan şüpheye düştük. Bu kitapta ise işte MAYHEM elemanlarının Euronymous’un ölümüne kadarki süreçte yazdıkları çeşitli mektuplar, tanıtımlar, röportajları derlenmiş ve kronolojik olarak sıralanmış. Dolayısıyla yaşananlara birinci ağızdan tanıklık ediyoruz.

Birinci kuşak Black Metal, özellikle VENOM’dan etkilenerek olayı daha şiddetli bir seviyeye taşımak isteyen ortalama 17 yaşlarındaki gençler tarafından Norveç’te kuruluyor MAYHEM. Kitapta kronolojik olaylar sırasının verildiği bir giriş listesi, ardından Çağlan Tekil’in (huzur içinde uyusun) bir önsözünün ardından, MAYHEM’in ilk demosu, 1986 tarihli “Pure Fucking Armageddon”un, grup tarafından hazırlanan tanıtım bülteniyle açılıyor kitap. Aşırı saldırgan, ağır küfürler içeren söylemleri hemen görüyoruz. Olabildiğince ekstrem olmaya çalışan gençlerden beklendiği gibi. Her neyse, kısaca bir tarihçe verelim olaylara göz atmak adına:

1984- MAYHEM kurulur

1986- İlk demo “Pure Fucking Armageddon” yayınlanır.

1987- “Deathcrush” E.P.’si yayınlanır.

1988- Euronymous (gitar) haricinde o zamana kadar çeşitli elemanlar değiştiren gruba, İsveçli MORBID grubundan Dead (gerçek adı Per Yngve Ohlin) vokalist olarak katılır. Davula da Hellhammer (gerçek adı Jan Axel Blomberg) geçer. Ayrıca bu yıl Euronymous kendi firması “Deathlike Silence Productions”’ı kurar.

1990- Dead ve Hellhammer’lı kadroyla ilk konserler verilir. Doğu Almanya, Hollanda, Yunanistan ve ülkemizde İzmir’i de kapsayan bir turneye çıkarlar. İzmir konseri Dead ve Euronymous’un son konseri olacaktır.

8 Nisan 1991- Dead, grubun yaşadığı evde ölü bulunur. Kolları ve boynu bıçakla yarılmış, kafasına tüfekle ateş edilmiştir. Olay, yasal kayıtlara intihar olarak geçer.

Mayıs 1991- Euronymous Oslo’da Helvete (Norveççede ‘Cehennem’) isimli müzik mağazası açar.

1992- Varg Vikernes’in (gerçek adı Kristian Vikernes, sonradan Louis Cachet olarak değiştirildi ) grubu BURZUM’un kendi adını taşıyan ilk albümü Deatlike Silence Pro. tarafından yayınlanır. Bu yıl ayrıca 8 kilise kundaklanır. Olayların içindekiler başta Varg olmak üzere, Euronymous, diğer Norveçli Black Metal grubu EMPEROR davulcusu Faust (Bard Eithun) ve gitarist Samoth (Tomas T. Haugen), Norveçli Death Metal grubu OLD FUNERAL gitaristi Jorn Inge Tunsberg’dir. Ayrıca Faust, 1 de cinayet işlemiştir. Magne Andreassen adlı eşcinsel birey, iddiaya göre sarhoştur ve bir parkta Faust’a yaklaşıp seks teklifinde bulunmuştur. Faust, Magne’yi 37 kez bıçaklamış, sonra da yerdeki cesedin kafasını tekmelemiştir. 14 yıl hapse mahkûm edilmiş ancak 9 yıl 4 ay sonra serbest kalmıştır. Halen Norveçli gruplar DJEVEL ve BLOOD TSUNAMI’de davul çalmaktadır.

1993- Varg, bir gazeteye röportaj vererek tüm suçları, yapılanları anlatır. BURZUM’un “Aske” E.P.’si Deathlike Silence Pro. Tarafından yayınlanır. MAYHEM’in Leipzig konseri kayıtlarını içeren “Live in Leipzig” (hayatımda ilk dinlediğim Black Metal albümüdür) Obscura Plasma firması tarafından yayınlanır. MAYHEM’in ilk full-length albümü “De Mysteriis Dom Sathanas”ın kayıtları vokalde Macar grup TORMENTOR vokalisti Attila Chisar (günümüzde halen MAYHEM vokalistidir) eşliğinde tamamlanır.

10 Ağustos 1993– Euronymous kendi evinde, Varg tarafından 23 kez bıçaklanarak öldürülür. Binanın merdivenlerinde hayatını kaybeder. Varg 21 yıl hapse mahkum edilir, 15 yıl yatıp 2009’da şartlı tahliyeyle serbest bırakılır

Evet, yaşanan olaylar bu şekilde. Kitaptaki mektupları ve röportajları tek tek anlatmayacağım elbette. Euronymous, Dead ve Varg tarafından çoğunlukla verilen röportajlar ve Euronymous’un yazdığı çeşitli mektuplar var. Bu mektuplardan bazıları İsveçli Black Metal grubu MARDUK gitaristi Morgan’a yazılmış. Birkaç tanesi de İzmir konserini düzenleyen Arcan Öğütverici’ye yazılan mektuplar. Ayrıca Güray Topaç tarafından “Yeraltı” dergisi için Varg’la yapılmış bir röportaj da var. Gazete haberleri ve metal dergilerinde yer alan bazı dosyalar da içeriyor kitap. Şimdi bazı noktalara değinerek dikkatimi çekenleri aktarmak istiyorum.

AMAÇ NEYDİ?

Bu gençler dinlerden, özellikle Hristiyanlıktan nefret ediyorlardı. Beyin yıkayan bir palavra olduğunu düşünüyorlardı. Dolayısıyla ilk ideoloji anti-Hristiyanlık, paganizm sevgisiydi.
İkinci olarak yaşam sevgisinden, insancıllıktan uzaklardı. Yani anti-human, anti-life (mizantropi). Ayrıca okült konulara, gizli ilimlere ilgi duyuyorlardı. La Vey’in Şeytan İncili (Satanic Bible)’ı okudular ama bu yaşam sever, ateist kitap onlara göre değildi. Daha sembolik bir satanizm seçerek “boynuzlu bir figür”e taptıklarını söylediler (Teistik Satanizm). Bir diğer ilgilendikleri konu ölüm ve parçalanmış cesetler, nekrofili gibi sapkınlıklardı. Ayrıca karanlık konular, efsaneler, Transilvanya gibi mistik yörelerin anlatılarıyla da ilgileniyorlardı.

Tüm bu ilgiler aslında Euronymous için grubun imajını besleyen, yalnızca söylemlerde, albüm sözleri ve görsellerinde olması gereken konulardı. Ancak zamanla işler çığırından çıktı  ve sanattaki ekstrem ifadeler gerçekliğe dönüşmeye başladı. Varg gibiler bunu eyleme döktüler. Olaylar kontrolden çıktı. Zaten Varg’ın gazeteye verdiği röportajdan sonra polis tepelerine çöktü. İlk başta Varg’ın poz kestiğini sandılar ancak verdiği bir detay kilise yangınlarını onların yaptığının onanmasına neden oldu. Bir kiliseye çayırdan yakaladıkları bir tavşanı parçalayıp koymuşlardı, yakmadan önce. Varg, röportajda bundan bahsetti. Bunu polis bile bilmiyordu ama bilen ve onaylayan papazlar vardı. Gazete muhabirleri elbette durumu polise bildirdiler ve Varg tutuklandı ancak ilk etapta delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.

Euronymous’un dükkânı Helvete’ye Hristiyanlar dini semboller çizdiler. Bu olaylardan sonra Euronymous açıklamalarda bulunarak böyle şeyler yaşanmasını istemediğini, olayların yalnızca sanatta kalmasını istediğini belirtti. Polisten ve halktan korkmuş görünüyordu. Tüm ekstrem şeylerin yalnızca grubun imajına uygun olduğu ve onu beslediği için söylemlerde olduğunu belirtti. Ancak, iş işten geçmişti. Varg ile ters düşmeleri ve aralarındaki çatışma, Varg’ın Euronymous’u öldürmesiyle sonuçlandı.

Birilerinin yaratmaya çalıştığı underground kültür dağılmış, dünyanın neresinden bakarsanız bakın suçlar işlenmiş olundu. Cinayet ve kundaklamanın kabul görmesi beklenemezdi. Küçük bir grup insan dışında tabi.

MÜZİK VE ETKİLENİMLER

Müzikal yapıdan bahsedelim biraz da. MAYHEM üzerinde en büyük etkiyi VENOM oluşturmakta. Ancak onlardan çok daha sert ve ekstrem bir müzik yapmak istiyorlar. Genel olarak ilk dönem Black Metal, Thrash ve Death Metal gruplarını övüyorlar. Elbette metal dışı dinledikleri de var. Euronymous elektronik müzik de dinliyormuş ve CONRAD SCHNITZLER ismini zikrediyor sıkça. Bir diğer metal dışı grup da PINK FLOYD. Varg, VENOM, BATHORY ve MAYHEM diyor, üstüne bir de metal dışı grup ekliyor: DEAD CAN DANCE. Euronymous birçok grup sayıyor, bunlardan bazıları: VENOM, BATHORY, DEATH, NAPALM DEATH, MORBID ANGEL, SODOM, KREATOR, DESTRUCTION, SLAYER, VOIVOD ve SEPULTURA. Thrash gruplarının ilk dönemleri diyor, sonra yumuşadılar diyor. Dead ise yine birçok grup saymakta, bunlardan bazıları SAMAEL, ASPHYX, SARCOPHAGO ve ilk dönem SEPULTURA. Dead, metal dışı bir grup dinliyor gibi görünmüyor. Ayrıca röportajlarda Norveç piyasasından beğendikleri grupları da soruyorlar, aklıma gelen cevaplar DARKTHRONE, EMPEROR, IMMORTAL, ENSLAVED, THORNS.

Hardcore ve moshtan nefret ediyorlar. Bunu sık sık dile getiriyorlar. Beyzbol şortlu ve şapkalı tiplere karşı cephe alıyorlar. Deathlike Silence Production’ın çıkardığı albümlerin numaraları bile Antimosh ön ismini alıyor. Müziğin rahatsız edici olması gerektiğini söylüyorlar. Ailelerinin, normal insanların dinlediğinde korkmaları gerektiğini belirtiyorlar. Yumuşak grupları sevmiyorlar. Olabildiğince korkunç, sert ve rahatsız edici olmak istiyorlar. Tabi debut albümlerinde daha karanlık bir sounda kayıyorlar.

MAYHEM müziğinde ilk dikkat çeken yenilik ilk dönem kullandıkları tiz scream vokaller. O zaman metal müzikte genellikle düşük tonlu brutal, harsh vokaller ya da Thrash Metaldeki gibi hızlı hızlı bağırarak söylenen vokal tarzı var. Bu yeni vokal tarzını “bir metale sürtünen bir elektrikli testerenin çıkardığı sese” benzetiyor bir dergi. Bunu BURZUM daha da ileriye taşıyacaktır sonradan. Sound olarak oldukça çiğ, yüksek drive’lı gitarlar kullanıyorlar. Hatta, bas gitara da distortion bağlıyorlar. Bu kaotik ve çok kötü kayıtlı sound özellikle ilk demoları “Pure Fucking Armageddon”u neredeyse dinlenmesi imkânsız yapıyor. E.P.’leri “Deathcrush”ta biraz daha anlaşılır geliyor kulağa riffler. Ancak MAYHEM’in esas başyapıtı olan ilk albümleri “De Mysteriis Dom Sathanas”ta (Efendimiz Şeytan’ın Gizli Öğretileri) sound daha karanlık ve hafif melodik bir yapıya ilerliyor. Tremolo gitarlar ve hızlı davullar göze çarpıyor. Kesik Thrash ya da Death Metal riffleri göremiyorsunuz. Bazen distortionlı arpejlerle de karanlık bir atmosfer yaratılıyor. Hellhammer’ın performansı müthiş. Burada vokaller daha teatral ve çeşitli. Scream kullanılmıyor. Gitarda Euronymous, basta Varg, davulda Hellhammer ve vokalde Attila ile Black Metal tarihinin belki de en iyi, en karanlık ruhlu albümüdür bu. Zaten Euronymous da tekniğin ve kişisel şovun olmaması gerektiğini, önemli olanın karanlık duyguları ortaya koymak gerektiğini belirtiyor. Örneğin bir röportajında IMPALED NAZARENE gibi grupların müziklerinden gereğinden fazla grind öğe ve kaos olduğunu, kendisinin melodi ve karanlığı tercih ettiğini de söylüyor. MAYHEM’i 3 kez canlı izledim ve bir tanesinde yalnızca bu albümü çalmışlardı baştan sonra. Çekya’da gerçekleştirilen Brutal Assault festivalinde en öndeydim. MAYHEM daha sonra deneysel işlere girdi ama günümüzde halen karanlık albümler üretmeye yeni elemanlarıyla devam ediyor.

LİRİKLER

MAYHEM, ilk zamanlarında parçalanmış cesetler (Chainsaw Gutsfuck), nekrofili (Necrolust) gibi gore sözler yazıyor. Dönemin Grindcore, Death Metal tarzlarından etkilenmiş gözüküyor.  Zaten röportajların çoğunda Black Metal değil de Death Metal ifadesi var müziklerini tanımlarken. Euronymous, sözlerle aşırı ilgilenmediğini, rahatsız edici sapkın konuların olmasının yeterli olduğunu söylüyor. Ancak, politik sözler veya sosyal duyarlılık gibi konuların bu tarzda olmaması gerektiğini söylüyor. Death Metal’in adı üstünde (Ölüm Metali), ölümle ve rahatsız edici konularla ilgili sözlere sahip olması, insanları rahatsız etmesi gerektiğini söylüyor.

Gruba DEAD girdiğinde sözler değişiyor ve benim için Black Metal’e daha uygun hale geliyor. Dead, okült konulara, büyü ve satanizme, Transilvanya ve oranın efsanelerine, mistik ve karanlık konulara, en önemlisi de ölüme ilgi duyuyor. “De Mysteriis Dom Sathanas”ın (DMDS) tüm sözleri Dead’e ait! “Life Eternal” şarkısının sözlerini intihar mektubuna  iliştirmiş. Albümün isminde bir kitap geçiyormuş Dead’in okuduğu bir öyküde. Bu kitabın gerçekten var olduğuna inanıyor. Dünyada tek kopyasının olduğunu ve bu kitabı bulmak için her şeyi yapacağını söylüyor. “Pagan Fears” şarkısında eski pagan efsanelerini işliyor. “Freezing Moon” Transilvanya’ya adanmış bir şarkı. Başka bir örneğini de DARKTHRONE’da görüyoruz akabinde: “Transilvanian Hunger”. Sonuç olarak oldukça karanlık bir başyapıt “DMDS” …

İMAJLAR, GÖRSELLER ve SAHNE

MAYHEM, ilk dönem kapaklarında çürümüş ya da parçalanmış cesetler, uzuvlar kullanıyor. “Deathcrush”ın kapağı bir gazete kupüründen alınmış. Moritanya’da devletin kendi insanlarını bir cezalandırma yöntemiymiş görsel. İnsanları rahatsız etmek istemişler. DMDS albümünde ise bir kilise kullanıyorlar. “The Dawn of the Black Hearts” adlı Norveç, Sarpsborg konserinin kapağında ise Dead’in cesedi yer almakta. Euronymous cesedi bulur bulmaz fotoğrafını çekiyor!

Euronymous ve Dead ceset makyajı (corpse-paint) yaparak sahnelere çıkıyorlar. Bu şekilde makyajlı fotoları sahne dışında da epeyce var. Ayrıca bazen kan da kullanıyorlar. Yüzlerine ve üstlerine başlarına kan döküyorlar. Gerçek kan mı bilmiyorum. Dead, sahnede sıkça kendini kesiyormuş. Euronymous, bazı mektuplarında konser organizatörlerinden konser mekanına en yakın acil servislerin bilgilerini istiyor. Dead fazla kan kaybederse müdahale etmek durumunda kalacaklarını belirtiyor. Ayrıca Hellhammer da fazla içiyor, bazen çalamıyormuş. Bazı mektuplarında organizatörlerden Hellhammer’ın alkole 1 gün öncesinden konsere kadar ulaşmamasının sağlanmasını istiyor.

İlk dönemler çok az konser verilmiş. Seyirciden memnun değiller. Bir şeyden anlamayan aptal insanlara çalmak istemediklerini söylüyorlar. 1990’dan sonra artıyor konserleri ve turlamaya başlıyorlar. Ülkemize İzmir’e de aynı yıl gelmişler. Euronymous çok iyi bir plancı gibi görünüyor seyahatler konusunda, üstelik bu işi mektuplarla yapıyor. Ülkemizi sevmişler. Euronymous zaten doğu ülkelerine ilgi duyuyor. Belki de ilk dönemlerinden en meşhur konserleri Leipzig konseri. Benim de ilk dinlediğim Black Metal albümüdür. Kaseti var. Dead ve Euronymous’u canlı dinlemek ayrı bir şey.

KURUCUSU KOMÜNİST OLAN BİR MÜZİK TÜRÜ FAŞİST OLABİLİR Mİ?

Black Metal sık sık ırkçı, faşist bir müzik tarzıymış da onu dinleyenler de öyle olmak zorundaymış gibi itham edilir. Örneğin 2. Dünya Savaşı tarihin seyrini değiştirdiği için ilgi duyup tarafsız olarak sözlerinde bunu çokça anlatan MARDUK’a sürekli faşist-Nazi denmesi gibi. (Adamlar İsveçli, senden benden daha insancıllar.) Şimdi yalnızca bu kitap üzerinden tarafsız bir bakış atalım MAYHEM ve BURZUM elemanlarının siyaset hakkında fikirleri neler.

Euronymous bir komünist. Stalinist olduğunu ve Arnavutluk, Kuzey Kore ve Kamboçya gibi ülkeleri sevdiğini söylüyor. Ayrıca komünist bir partiye de üyeymiş. Ancak, Black Metal’in politikadan bağımsız olması gerektiğini düşündüğü için asla kendi siyasi fikirlerini liriklerde kullanmamış. Dead’e ve Euronymous’a röportajlarda ırkçılıkla, anarşizmle ilgili görüşleri soruluyor bazen. Verdikleri cevaplar bunların politik konular olduğu ve Black Metalde yer almaması gerektiği. Dead zaten hiç ilgilenmiyor politikayla. Hepsinden nefret ediyor. Hellhammer’ın Nazi sempatizanı olduğunu söylüyorlar bir röportajda ama kendisiyle röportaj yok sayılır. Varg ise tam bir Nazi sempatizanı. Sık sık “sevişmeyin, savaşın” diyor röportajlarda.

Yalnızca röportajlardaki söylemlerini ele alarak belki eksik olacak ancak edindiğim izlenim ve kişisel yorumum aslında takip ettikleri siyasi görüşlere felsefi ve teorik olarak çok net hâkim olmadıkları. Çok genç yaşta olmaları da bu ihtimali güçlendiriyor. İlgilerini çeken daha çok insanlara yapılan baskı, şiddet ve despotik atmosfer gibi görünüyor. Stalin’in ve Hitler’in yaptıkları gibi… İnsancıl olmayan fikirlerine dayanak gibi sanki fikirleri. Ne kadar zıt taraflarda gibi görünseler de işin tarihi ve teorik alt yapılarından yoksunlar diye düşünüyorum. Ayrıca kapalı bir komünist sistemde ya da faşist bir sistemde yaşasalardı acaba işsizlik maaşlarıyla yaşayıp, diledikleri gibi grup kurabilir, plak şirketi ve mağaza açabilir ve müzik yapabilirler miydi? Cinayet ve kundaklama karşısında aldıkları cezaların yeterli olup olmadığı konusuna girmiyorum bile. Buradan ekonomi konusuna bağlanalım o halde.

RUH VAR PARA YOK!

Her ne kadar işsizlik maaşıyla geçiniyorlar, başka iş yapmak istemiyorlarsa da işler o kadar toz pembe değil. Özellikle Euronymous’un verdiği mücadeleye saygı duymak lazım. Grubu popülerlikten uzak tutmak adına, ekonomik olarak oldukça zorlanmışlar yıllarca. Çoğu zaman yemek yiyecek paraları olmadığı, sağda solda yıkık dökük binalarda kaldıklarından bahsediyor mektuplarında. Hatta mektuplara bozuk para koysalar çok işine yarayacağını söylüyor. O zamanlar internet falan yok, adam gününün çoğunu mektuplara cevap vererek geçiriyormuş. Büyük bir emek. Arcan’a yazdığı mektupta mektup pullarını geri istiyor. Her mektup göndermek de para demek sonuçta. Biz şimdi watsapp ya da e-postaya bile cevap vermeye üşeniyoruz yoğunluktan. Adamlar mektupla neler yapmış zamanında. Albüm tanıtım bültenleri, konser ayarlamaları, diğer gruplarla iletişim vs.

Deathlike Silence Productions şirketini de undergrounda destek için kurmuş Euronymous. Metalle alakası olmayan takım elbiseli şişkoların para kazanmasını istemediğini, bu gibi şirket sahiplerinin grupların emeğini sömürdüğünü söylüyor. Şirketi grupların tüm stüdyo kayıt, miksaj ve kapak masrafını karşılayıp üstüne de satışın yarısını veriyormuş. Bizim ülkemizde şimdilerde bir metal grubu tüm masrafları kendi karşıladığı gibi üstüne şirketler bir de reklam ücretlerinin yarısı diğer korkunç meblağlar isterler albümü basmak için ve satışın da %10- 20’sini alırsanız ne ala! Sonra niye gruplar devam etmiyor demeyin. Bir yerden başka işlerde çalışıp maddi kaynak sağlamak lazım underground kalmak ve istediğiniz müziği yapmak istiyorsanız. Eskiden yine iyi şirketlerimiz vardı ülkede az çok. Şimdi self albüm basımı daha mantıklı duruyor. Neyse, sonuç olarak Norveç de olsa epey mücadele etmişler kendi müziklerini yapmak için. Fakat son dönemlerinde Euronymous fazlaca bıkmış görünüyor parasızlıktan. Grubu daha da geniş kitlelere ulaştırmanın sakıncası olmadığını söylüyor. VENOM gibi grupların bunu umursamadığını söylüyor. Helvete isimli dükkanında da başlarda underground gruplar satarken sonradan tarzı genişletmiş. Hıristiyanların tepkilerinden sonra Helvete’yi kapatıyor tabi. Maalesef Euronymous hayattayken MAYHEM hiçbir zaman para kazanan bir grup olmamış. Keşke şimdiki durumu görseydi. MAYHEM, günümüzde dünyanın en bilinen ve en çok turlayan Black Metal gruplarının başında geliyor. Acaba sevinir miydi yoksa rahatsız mı olurdu bu durumdan Euronymous?

DEAD

Grupta belki de kendi fikirlerine en saplantılı insan Dead idi. Çocukluğundan beri ölüme kafayı takmış, stüdyoya poşet içerisinde ölü kuş getiren, konserlere çıkmadan önce ölümün kokusu sinsin diye günler önceden kıyafetlerini toprağa gömen birisinden bahsediyoruz. Konserlerde kendisini kesip seyirciye kanını sıçratırmış. Tüm bunlar Euronymous için iyiydi. MAYHEM’in rahatsız edici bir imaja sahip olmasını, olabildiğince ekstrem görünmesini istiyordu ve Dead gibi bir kişilik tam da gruba göreydi. Dead önce bileklerini ve boğazını kesip sonra tüfekle beynini havaya uçurarak yaşamına son verdi. Euronymous onun cesedini bulduğunda fotoğrafını çekti ve bir konser albümüne kapak oldu bu. Ayrıca kafatasından parça kemikler alıp kolye yaptı. Bundan bir parça da bir mektupla beraber MARDUK gitaristi Morgan’a gönderiyor. Elbette bu da Euronymous’un şov olsun diye yaptığı sahte bir şey miydi yoksa gerçekten Dead’in kafatası parçaları mıydı asla bilemeyeceğiz sanırım. Bunları neden yaptığıyla ilgili gelen sorulara, her zaman bir ceset görme şansı bulamayacağını, bir cesedi görmenin ilginç bir deneyim olduğunu, MAYHEM’in insancıl bir şaka grubu olmadığını, normal insanlar olmadıklarını söyleyerek yanıt veriyor. En önemlisi de belki Dead’in DMDS albümünün sözlerini yazmış olması. Dead’in ailesi çağırmasına rağmen cenazesine bile gitmemiş elemanlar ayrıca. Bunu anlamsız buluyorlar. Sonuç olarak Euronymous, Dead’in hayattayken MAYHEM için kullandığı imajını, o öldükten sonra da kullanmaya devam ediyor.

VARG

En kafası karışık, en çok yanlışı yapan Varg gibi görünüyor. Kilise kundaklamalarıyla tüm o sembolik olguları gerçek hayata taşıması yetmezmiş gibi gazeteye verdiği röportajda tüm olayları ve başta kendisini ele veriyor. Polis bir “cadı avı” başlatıyor Norveç’te. Euronymous uyarıyor metalcileri, gizlenmeleri için. Tabii ki en affedilmez hareketi de Euronymous’u öldürmesi. Üstelik kendisi ondan korktuğu, onun kendisini öldüreceğini düşündüğü için yapıyor bunu, iddialara göre. Militarizm, paganizm, milliyetçilik, doğa mistisizmi gibi çok yönlü ve ortak bir zeminde buluşturması zor geniş bir inanç sistemini takip ediyor Varg. Bu konuda da yetersiz bilgiye sahip, yalnızca bazı yüzeysel sembol ve görüngülerden etkilenen cahil bir ergen görünümü çiziyor (Diğer MAYHEM elemanları da çok farklı sayılmaz tabi). Güray Topaç’ın röportajında “Biz Müslümanları destekliyoruz, çünkü onlar Hristiyanlarla savaşıyor, tüm Müslümanlara derin selam!”, “Daha çok Kürt öldürün, Bulgaristan ve Yunanistan’a saldırın, Osmanlı İmparatorluğu’nu tekrar kurun! Türk milliyetçilerine selam!” diyor.

Varg, MAYHEM’de DMDS albümünde basları çalıyor. BURZUM’a gelirsek ilk ürünlerinde tiz scream vokal, BATHORY ilk dönemleriyle MAYHEM etkileşimli bir soundla Black Metal yaparken sonra Ambient bir tarza yöneliyor. Yalnızca klavye ile kaydedilmiş albümleri var. Buradaki minimalizm, insanı içine çekip gecenin dinginliğinde derin karanlık dehlizlerde esrimenizi sağlıyor. Etkilenmemek çok zor. Yer yer tekrar eski tarzına dönmeye çalışsa da Ambient yönüyle daha ön planda kaldı diye düşünüyorum. Günümüzün DSBM (Depressive Suicidal Black Metal) ya da Ambient Black Metal tarzlarının başlangıcıydı belki de BURZUM.

BAZI DİĞER KONULAR VE SONUÇ

Bana ilginç gelen bazı diğer şeylerden de bahsedeyim:

-Uyuşturucu kullanmıyor, alkolü tercih ediyoruz diyor Euronymous.

-Dead, Sam Raimi’nin meşhur filmleri “Evil Dead” serisini çok severmiş.

-Hayvanlara zulüm konusunda Euronymous buna karşı olduğunu ama yalnızca kanser gibi ciddi insan hastalıklarına çare bulmak için hayvanlar üzerinde deney yapılmasının yanlış olmadığını düşündüğünü söylüyor. Yine de hayvanların acı çekmemesi için anestezi verilmesi gibi uygulamaların olması gerektiğini belirtiyor. Ancak Varg, yaktığı bir kiliseye yakaladığı bir çayır tavşanını parçalayıp koyuyor. Masumiyete yapılan şiddetin insanları korkutmasını istiyor. Dead de kedilerden nefret edermiş. İddialara göre öldürüyormuş…

-Sevmedikleri gruplarla az uğraşmamışlar. Mektup yazıp hakaret etmeler, röportajlarda küfretmeler vs. Varg’ın kız arkadaşı THERION gitaristi Christofer Johnsson’ın kapısını ateşe vermiş, BURZUM albümü çivilemiş sonra. PARADISE LOST’un Norveç turnesinde otobüslerini ateşe vermişler.

-VENOM solisti Cronos yaşanan olaylarla ilgili “Tüm bu olup bitenler son derece üzücü. Savaşmak ve insanları öldürmek gerileme demektir. Fikirlerini şiddet kullanarak dayatmaya çalışmak, bu Hitler’in Yahudilere yaptığı şey. Kimse yaptıklarına saygı duymayacak. Hadlerini aştılar. VENOM’un savunduğu satanizmin bir ilaha tapınmakla ilgisi yok. Kendini özgür kılmakla ilgili.” diyor.

Sonuç olarak bir şeyler yazmam gerekiyor sanırım. Ekstrem ifadeler, sanatsal ortamda kendine yer bulduğunda içimizden bizi anlayabilecek insanlara doğru yolculuklarına başlar, zararsız bir düzleme kanalize olurlar. Bu dünya, farklı düşünen insanlar için hiç kolay değil ve uç noktadaki duygu ve düşüncelerimizi Black Metal gibi her şeyi kaldırabilecek underground sanat dallarıyla ifade etmeyi ben de uygun buluyorum. Özellikle genç yaşlarımızda, ortalama insanların ilgi duymadığı, yasakmış gibi duran bazı konular bizim gibi insanların ilgisini doğal olarak çekebilir. Mistik konular, okült, ezoterik meseleler, satanizm gibi din karşıtı mevzular, belki ölüm, şiddet, karanlık vs. Ancak bu ilgiyi, altı dolu, sağlam bilgileren dönüştürmek, arayışımızı ve kendimizi geliştirmeyi sürdürmek adına yapıp sanatımızı olgunlaştırmak varken suç teşkil edecek eylemlere dökmenin ne bize ne başkalarına olumlu bir getirisi olmaz. Ölüm, yıkım her zaman ödenecek bedeller getirir. Hayatta olmayacaksak, ya da hapiste olup özgür olmayacaksak fikirlerimizi nasıl ifade edebiliriz?

1990’ların başında Norveç’te bu tarz gençler, psikolojik olgunluğa ulaşmamış, muhakeme yetenekleri ve mantıkları tam oturmamış, kendilerini bazı ekstrem fikirlere fazla kaptırmışlardı. Sanatsal olarak önemli yaratılara, bugün de hala bizi etkileyen albümlere imza attılar ama kendilerine de yazık ettiler. Oysa Euronymous ve Dead hayatta olsaydı acaba DMDS’tan sonra nasıl albümler gelirdi?

Günümüzde Black Metal, metal müziğin alt tarzları içerisinde oldukça aktif. Sayısına yetişilemeyecek kadar gruplar çıkıyor. Hatta 2010’larda bile yeni soluklar getirip bizi etkileyen isimler oldu. Yeni alt tarzlar da gelişiyor. Norveç’te yaşanan olayların devamı gelmedi, cinayetler ve kilise yakmalar süregelmedi. Ancak, Black Metal devam ediyor. Bu da Black Metali Black Metal yapanın asla bu olaylar olamayacağını, müziğin müzikte kalmasının en iyisi olacağını gösteriyor. Elbette bu yalnızca bir müzik tarzı değil, bu bir yaşam mücadelesi ve size kendiniz olduğunuzu hissettiren, asla yerine başka tarz koyulamayacak bir ifade biçimi. Black Metal fanları için bu sözlerim tabii ki.

Bitirirken benim yazdıklarım dışında da kitapta detaylar olduğunu, tüm Black Metal ve metal müzik fanlarının mutlaka alması gerektiğini düşündüğümü belirteyim tekrar. Biz almazsak kimler alacak. Türkçe’de böyle bir kitap var, tam arşivlik! Kitabı bitirdikten sonra yatağıma uzanıp art arda MAYHEM dinledim. Rüyamda, evimin karşısındaki mezarlıkta, ağaçların ve mezarların içinde ayakta geziyor, bir yandan gitarımla “Freezing Moon” şarkısını çalıyordum.

“When it’s cold and when it’s dark. The freezing moon can obsess you!”

DEAD’İN İNTİHAR MEKTUBU:
“Her taraf kan oldu kusura bakmayın ama bileklerimi ve boynumu kestim. Amacım ormanda ölmekti, böylece cesedimin bulunması günler sürecekti. Ben ormana aitim ve hep öyleydim. Kimse bunu neden yaptığımı anlamayacak zaten. İlla açıklama lazımsa ben insan değilim, bu yalnızca bir rüya ve ben birazdan uyanacağım. Çok üşüyorum ve kanım durmadan pıhtılaşıyor, yeni bıçağım yeterince keskin değil. Eğer bıçakla ölmezsem beynimi dağıtacağım. Ama emin değilim. Şarkı sözlerimin tümünü ve paranın geri kalanını ‘Let the Goods Time Roll’un yanına bırakıyorum. İlk bulan alır. Son bir selamlama mahiyetinde işte huzurlarınızda ‘Life Eternal’. S*ktiğimin şeyiyle ne istiyorsanız onu yapın. Bunun kararını bugün değil, on yedi sene önce verdim.”

KONUK YAZAR : SERKAN KAYA