Kritikler

Cidesphere – Dawn of a New Epoch

Testimony Records – 2020 – Türkiye 

Selam millet. Ülkemin metaline düşkünlüğüm ayrı bir sevda boyutunda. Yanılmıyorsam 2004-05 falandı. Abim İstanbul’a gider gelir ve gittiğinde de eli boş dönmezdi. Cidesphere ile tanışmam da o zamanlara denk geliyor. Abim 2002’yılında çıkarmış oldukları Interment… albümünün Hammer’dan kasetini almış, bak bakalım diye tutuşturmuştu elime. Daha 10’lu yaşların ortalarında velet olan ben neyle karşı karşıyayım bilmiyorum tabi…

Deepscar ile açılışı yapan albüme o zamandan bayılmıştım. Tabii millet o zamanlar birçok grubu yalamış yutmuş, ben ise yeni yeni extreme sulara dalıyordum(İlk metal müziğe başlamam da Necropsy – Speed Lesson Part 1 ile olduğunu da ekleyeyim de nasıl başladığımı siz düşünün…). Ankaralı grup 2000’de EP ve Split(Suicide ile), 2002 ilk tam uzunçalarını yani Interment…’ı piyasaya sürüyor. Çeşitli konserlerde, festivallerde yer alıyor derken 2004’yılında grup dağılıyor ve sahnelerden çekiliyor. Çekiliyor çekilmesine de grup elemanları tabi müziği bırakmıyor. Oral Akyol Carnophage’de vokal, Başar Çetin Cenotaph ve Drain Of Impurity’de gitar çalıyor vs. Aradan 13 sene geçiyor ve grubun vokali Oral Akyol(Carnophage, ex-Ölüm Dışı, ex-Burst Appeal), Ali Öztürk(Stüdyo DEEP) üstadın düzenlemiş olduğu 2017’de ki Heavy Stage #6’da Cidesphere olarak kanlı canlı tekrardan sahne alacağı haberin patlatıyor…

Gel zaman git zaman takvim Ekim 2017’yi gösterdiğinde Cidesphere sahneye çıkıyor ve akıl almaz performansla bizlere geçmişe götürmeyi başarıyor… Tabi her şey bitti mi derken bir bomba haber daha paylaşıyor sahneden inmeden ve Cidesphere bundan sonra sadece bu performansla kalmayacağını yeniden bir araya geldiklerini ve albüm için çalışmalara başlayacaklarını duyuruyordu. Yanılmıyorsam okonserde Semih Örnek davuldaydı .Albüm haberleri tek tek düşüyor, artwork’ler paylaşılıyor ve 2002 yılında ki kadronun aynı şekilde devam edeceği haberleri geliyordu. Tabii bir fark vardı kadroda… O da davulda Cem Dursun namı diğer Goremaster(ex-Cenotaph, ex-Decimation, ex-Hecatomb, ex-Suicide)üstadın olacağıydı ki beni can evimden vurmuşlardı. Cem üstat benim en sevdiğim davulcuların başında geliyor. Akıl almaz işleri var ki canlı izlediğim için kendimi her zaman şanslı saymışımdır. Neyse efendim o gün bu gün derken ilk önce albümün ilk teklisi Reborn into Extinction salınıyor ortamlara ve evet! Bu adamlar 18 yıllık öfkeyi nasıl kusacaklarını, iyi bilenmiş nefretleriyle çok iyi haykırıyorlar. Oral üstadın dediği olmuş bunca zaman beklediğimize değeceğini görmüştük derken ikinci tekli Plague of Greed ortamlarda yerini alıyor ve üzerine klibi geliyor. Bu iki şarkıyla yetinmeye, sabretmeye çalışırken Cenk “kritiği için albümü sana atıyorum” dediğinde şaşkına döndüm desem yeridir…

18 yıl sonra full halde Cidesphere albümü önümde duruyor, açıp kudurmamamı bekliyordu. Albümün promosunu indirir indirmez Reborn into Extinction’ın başlamasıyla tekrar tüylerim diken diken oldu. Evet, 18 yıl sonra kavuştum ama ne kavuşma… Sesi kökledim ve sindirebildiğim kadar sindirmeye çalıştım. Reborn into Extinction ve Plague of Greed ilk yayınlanan parçalar olduğu için birçok yerini ezberlemiştim . Hemen sıradaki parçalara Living Scars ve Sacred Patronage ile devam ettim. Şuana kadar Aydın ve Başar üstatların ateş eden gitarları, Oral üstadın scream, brutal vokallerinde ki saldırganlığı, Cem üstadın davulun tokmağını pata küte indirmesi ve bunların birleşmesiyle kanımın daha çok kaynaması kaçınılmazdı. Evet herkesin diline dolanan Gothenburg soundu hakim ya da At The Gates – In Flames benzerlikleri oldukça fazla olan parçalar var  ama ardından tokat gibi cevabı yapıştıran Sadist parçası giriyor ki ne girmek! Aynı adı gibi sadist bir parça. Albümde ki favori parçam oldu ve kaç kere tekrar tuşuna bastım bilmiyorum.

Muazzam armonilerine, kaotik yapısına, davullarına bayıldım resmen! Death metal ziyafeti daha bitmiyor tabi ve ardından Dawn of a New Epoch giriyor ki… İkisi harikulade, peş peşe gelen cehennem marşı gibiler. Kesin boynumu, bir uzvumu bu şarkıların canlı performansında kaybedebilirim. Albümde ki son üçlü Death Is Only Ours, March Of The Backstabbers ve Hate Design ile hangi sularda yüzdüğümüzü hatırlarcasına Melodik Death Metalin koynuna tekrar kendimizi bırakıyoruz. Özellikle Death Is Only Ours albümde ki en iyi Melodik Death Metal şarkısı ve kendi kulvarında marş niteliğinde. Türü sevenlerin kesinlikle parçayı tekrar tekrar döndüreceğine eminim. Son şarkı Sui Caedere ise albümün kapanışını yapan, dinginliği ile sakinliği ile derin nefes almamızı sağlıyor. Dawn Of A New Epoch evet melodik death metal albümü ama sadece bu janr içinde değerlendirmenin doğru olmayacağını düşünüyorum. Albümün genel yapısında İsveç death metali hakim olsa da, gerek teknik gerekse old school death metalininin de yer aldığı, gitar ve vokal işçiliği olarak çok yönlü türlerinde etkileşim için de olduğu bir albüm.

18 yıl sonra gelen bu albümün fiziksel basımını deliler gibi bekliyorum. Yakın zaman da pandemi illetinin bitmesini, Oral üstadın komutan edasıyla sahneden bizleri komuta etmesini, Cem üstadın her bir vuruşunda bu adamı izlemenin, dinlemenin ne kadar keyifli olduğunu, bol stage diving’lı, bol mosh pit’li konserlere kendimi atmak için tetikte bekliyorum

9/10

 

Reklam ver

2 Yorum

  1. Memlekette böyle gruplar olması çok güzel. Muazzam kayıt, çok başarılı besteler, müzisyen kabiliyeti üst seviyede. Yalnız fazla “Swedish” olmuş, biraz daha ait birşeyler beklemiştim. Tebrik ederim yine de 9/10 hak ediyor.

    1. Yani grubun tarzı bu 🙂 Tarz içerisinde Türkiye standartları üstünde bir iş olmuş bence.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu