Blog

Nedir bu Plak mevzusu?

1: Müzik, evrim ve biraz da plak.

Plaklar tıpkı kağıt, flash disk ya da yazıt gibi, bilgi ve eser kayıt etmeye ve saklamaya yarayan aygıtlardır.

İnsanlık evrilirken yanına teknoljiyi de kattı. Kabile şeklinde yaşayan insanlar eğlenmek için ve bilgi saklamak için sanatı yarattılar. Mağara duvarında, ceylan sürüsünün her yıl geçeceği tarihi kaydını tutabilen evrim sürecinde öne geçiyordu. Aynı şekilde astroloji de tarihe ve döngülere dair bilgi tutmak için kullanılan bir takvimdi.

Geçmişte evrimde yaşamkalırlığı güç kuvvet ya da karşılıklı yardımlaşma / örgütlenme sağlarken bir anda bilgi ve bilgiyi saklamak yeni bir faktör olarak ortaya çıkmıştı. Ve gene bu anaekil dönemde erkekler doğal olarak kadınlar tarafından seçilmekteydi, erkekler üremek ya da seks yapabilmek adına kadınlara güzelliklerini ve yeteneklerini göstermekteydi. İşte bir süre sonra bilgiyi saklayabilen erkek, kadınlar için ön plana çıkmaya başladı. Çünkü bilgiyi saklayabilen erkek ona ve çocuklarına güzel bir hayat sunabilirdi. Ve bu nedenle erkekler sanata daha çok iştirak etmektedir. Evrimin toplumumuza getirdiği geleneksel ve doğal yaşam biçimidir.

Bilgi sanata çevrildi. İnsanlık 1890’lara kadar müziği gerçek anlamda kayıt edemiyor ancak ozanlık denen bir kabiliyet ile nesilden nesile aktarılabiliyordu. Sonra taşplak çıktı. İnsanlık ilk yazılarını da taşa yazmıştır. Yani geç de olsa aynı teknoloji müzik kayıt için de kullanılmıştır.

Taş plak ağır, zahmetli, serii üretime çok müsait olmayan ve kısa süreli, hızlı devirli (dakikada dönme sayısı) ürünlerdi. İnsanlık taşa gravür etmekten kağıda geçmişti. Sonra bildiğimiz ince olan PVC malzeme plaklar çıktı. Bunlar daha düşük devirde dönüyor ve daha çok şarkı barındırıyordu. İnsanlığın matbaaya geçişi gibi PVC plaklar girdi hayatımıza.

Daha sonrasını bilyorsunuz, kasetler, CD’ler flash diskler derken müzik bir süre dijital dünyaya taşındı. Fakat insan özellikle müzikte her zaman doğalını, analoğunu arar. Çünkü evrim süreci boyunca analog müzik, banttan olan müziğe göre çok daha uzun süre yer tutmuş ve kültürümüze çok güçlü biçimde işlenmiştir. Bu nedenle müziğe dair kalıplarımız vardır ve bu kalıplarımız içinde müzik duymak isteriz.

Ve sonucunda insanın analoga olan arayışı da bundandır. Aynı sebep yani ezbercilik müzik algımız için de geçerlidir. Örneğin davul ya da bass ritmi kaçtığı zaman bunu anlamamız çok kolaydır çünkü insanlık tarihinde ilk enstrümanlar ritim aletleri ve vokaldi. Fakat ritme dayalı olmayan enstrumanların hata yapması bizim dikkatimizden kaçabilir. Çünkü insan ritim konusunda uzman olmaya yatkındır.

Sonuç olarak insanın analog arayışı dijitale karşı bir isyan gibi ortaya çıktı. İnsanlar dokunmayı ve hissetmeyi istediler. Bir distopya filmindeki devrim gibi tekrar plaklar, kasetler, fanzinler, DIY – yatak odası distrolar ortaya çıktı.

Burada plaklar hakkında genel bilgi vereceğim ve devamında gelenlerde ise daha derine hatta mastering ve frekanslara kadar ineceğiz.

Plak herşeyden önce fiziksel bir maddedir. Yani içinde duygusal, bilince dayalı herhangi bir şey yoktur. Plağa yapılan işlem gravür işlemidir. Pikabın iğnesi (stylus) plağın yüzeyine oturur, pikaba gömülmüş oyuklardaki forma göre sürtünmeyi sese dönüştürür. Burada size duyduklarınızı veren şey oyuğun formu ile iğnenin ilişkisidir.

Peki bildiğimiz plaklar kaça ayrılır?

Genelde 3’e ayrılır bunlar 7”, 10” ve 12” plaklardır. 1” = 25,4mm’dir. Yani burada (”) ile verilen mikar plağın çapını ifade eder. Plağın çapı ne kadar büyükse çalım süresi de o kadar fazladır.

Demo, single gibi 10-12 dakikayı geçmeyen albümler için 7”, 20 – 24 dakika EP ler için 10” ve full-lenght albümler için ise 12” tercih edilmektedir.

Plaklar ayrıca kendi aralarında RPM denen ve dakikada devir hızını temsil eden bir birimle sınıflandırılır. Buna göre genelde standart iki RPM hız mevcuttur. 33 ve 45 RPM. Buradaki fark gene fizikseldir ve alanla ilgilidir. Hızlı dönen bir çemberin çapı daha kısa sürede alınacaktır. Yavaş dönense daha yavaş. Dolayısı ile 45 RPM hızla dönen bir plak 33 RPM hızla dönen bir plağa göre daha kısa çalım süresine tabidir. 33 le 45 RPM deki alan farkı yaklaşık %33 civarındadır. Bunların dışında bir de 78RPM plaklar vardır fakat bunlar tercih edilmediğinden detaya girmiyorum.

Plak CD’den daha kaliteli mi ses verir?

Geçmişte full analog kayıtlar için plağın daha kaliteli ses verdiği söylenebilirdi. Fakat günümüzde tüm kayıtlar dijitalde yapılıyor. Hatta analog kayıt yapsanız dahi bunun işlemesini, aktarımını gene bilgisayardan yapmaktasınız. Buna rağmen direct-to-cut denen hücum kayıt sistemi ile müzik direkt metal-diske cutterhead (plak iğnesinin tam tersi işlev gören, okumak yerine ‘yazan’ / engrave eden kısım) tarafından yüklenebilmektedir fakat bu noktada kayıt sonrası müdahale söz konusu olmayacaktır.

Şöyle örneklendirelim, bilgisayarda yapabileceğiniz kayıtın kalitesinin max 5 birim olduğunu varsayalım. Plağın kalite kapasitesi ise 8. Siz bu plağa bilgisayardan çıkan ve 5 birimi asla geçmeyecek kalitede şarkılar yüklediğinizde müziğinizin kalitesi, genişliği ya da çözünürlüğü 8 birime yükselmeyecektir. 8 birimlik plağın içine 5 birimlik bir müzik kaydetmiş olmaktasınız.

60 kişilik bir otobüse 30 kişi koyduğunuzda otobüsünüzde gene 30 kişi olacaktır 60 kişi olmayacaktır. Fakat plak güzeldir, cicidir, elle tutulur, içine bakılır, koleksiyona katılır, dinlenir. Gruplar için prestij meselesi olmuştur plak bir nevi. Fakat yalnızca prestij. Günümüzde pop şarkıcıları dahi CD’den önce plak basımını önemsemektedir.

Plak teknolojisinde VU’meterin pick seviyesi dijitaldekinden neredeyse 20db daha fazladır. Headroom aralığı dijitale göre çok yüksektir. Kalite farkı buna dayanmaktadır. Yani dijital ortamdaki kayıt plak teknolojisinin kapasitesinin üst seviyesine ulaşamaz. Çünkü kayıt ortamı (dijital/analog) ve sisteminden kaynaklı olarak, analog sistem dijital sistemden 20dB fazla hacime her halükarda sahiptir. Dijitalde peak noktasına ulaştığınızda dijital sistemin sınırına ulaşmaktasınız fakat bu noktada analog sistemle karşılaştırıldığında arada hala yaklaşık +20dB fark olacaktır.

Bir sonraki yazıda : Neden 33 değil de 45 RPM?

Yazı : Olcay Karakeçi 

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu