BlogKritikler

Arşiv Odası #9 | Misery Index – Rituals of Power

Arşiv Odasının Yeni Konuğu Misery Index'in Rituals of Power albümü...

Season of Mist – 2019 – Amerika Birleşik Devletleri

Misery Index 2001 yılında Amerika’nın Maryland eyaletinde basçı Jason Netherton, gitarist Mike Harrison ve davulcu Kevin Talley tarafından kurulmuştur. Netherton aynı zamanda Dying Fetus grubunda da bas ve vokalleri üstlenen kurucu elemandır. Bununla beraber Talley’de bir süre Dying Fetus’da çalmıştır.

Grubu hiç tanımayanlar için kısaca tarzlarından bahsetmek gerekirse, death metal ve grindcore öğelerini sonuna kadar yansıtmaya çalışan, özellikle “Rituals of Power” albümü ile yeni dönemde gerçekten iyi iş çıkaran gruplardan biri olduğunu bizlere göstermektedir. Bu albümde grindcore öğelerini eski kayıtlarına göre oldukça azaltmıştır. Bana göre, özellikle bu albüm biraz daha hardcore etkileşimli bir death metal müziği sunuyor diyebilirim; bu sayede acımasız ve güçlü soundlu rifflerin yanında olabildiğince catchy, akılda kalıcı ve enerjik bir death metal dinleyebiliyoruz. Öte yandan, asla bu rifflerin önüne geçmeyecek şekilde, makul bir ölçülerde melodik yapı barından bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Grubun üyeleri bu albümü “rituals of power, sözde “post-hakikat” çağımızın sonuçlarına karşı bir reddediş ve uyarıdır” şeklinde tanımlıyor. Albüm özellikle gerçeklerin ortak nesnel deliller yerine bir takım duygu ve inançlarla belirlenmesini ve nesnel standartların yok oluşunu eleştiriyor. Genel olarak şarkılarında sıkça politik temaları kullanan Misery Index, bu albümde de politik temalara yer veriyor. Normalde siyasi içerikli temalara sahip olan müziklerin — özellikle death metalde — pek de hayranı olduğumu söyleyemem. Ancak Misery Index, gerçekten bunu farklı şekilde yapıyor; “ya bizimlesin, ya karşı taraftansın” diyip kutuplaştırmak yerine, bütün şarkıyı ve içerimini açık uçlu bir tartışmada düzenliyor. Vaaz verir gibi size bir şeyler anlatmaya çalışmıyorlar. Özellikle “New Salem” şarkısı, bu tartışmadaki her yere saldırarak bunu çok güzel bir şekilde başarıyor:

“in a pacified endemic state, it’s another echo-chamber slave addicted to extremes of ideologies where left and right amalgamate and hang us from their tallest trees.”

Bu 36 dakikalık şaheserdeki 9 şarkıda birbiriyle uyumlu sounda, rifflere, tempoya ve temaya sahip diyebilirim. Aynı zamanda her şarkı ayrı ayrı da ayakta durabilmekle beraber oldukça ayırt edici. Albümü baştan sonuna kadar aralıksız dinlediğinzide gerçekten etkileyici oluyor. En çok beğendiğim parçalar ise “New Salem” ve “Naysayer” oldu. Albümün en zayıf diyebileceğim parçası olan başlık parçası “Rituals of Power” biraz daha melodik ve ortamsal rifflere, nispeten, yer verdiği için enerjiyi azıcık düşürüyor diyebilirim. Ancak bütün albümü baştan sona dinlediğinizde, buradaki melodilerinde oldukça güzel bir geçiş yaptığını söyleyebilirim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu