Abandoned Cities -Silt (Albüm İncelemesi)

Bağımsız Sanatçı – 2025 – İsveç
İsveç’in Örebrö kentinden çıkan Abandoned Cities’in Silt isimli albümleri için şunları söylemek yanlış olmayacak. Bu albüm post-metal, sludge, drone, punk ve endüstriyel müzik türleri arasında bir yerde duruyor. Bu isim altında yayınlanan ikinci albüm. İlki 2012’de çıkmıştı, dolayısıyla bu projenin yeniden dirilişi anlamına da geliyor.
2012’de iki kişilik bir proje olarak yoluna başlayan Abandoned Cities, bu kayıt ile birlikte ağırlıklı olarak Peter Lindström’ün projesi olarak devam ediyor. Abandoned Cities, 2012 yılında ilkel, acı verici ve hatta belki de güzel bir şey yaratmaya yönelik ham, sezgisel bir deney olarak ortaya çıktı. Akordu bozulmuş gitarlar, durmak bilmeyen tekrarlar ve kompozisyona içgüdüsel bir yaklaşımla proje, Peter Lindström (Light Screamer, Aldartal, Dead Man, Habitable Moons), davulcu Calle Sjöström (Seas of Years, Obrero) ve bugüne kadar anonim kalmak isteyen bir avuç isimsiz müzisyenin rehberliğinde şekillendi. İsveç’in Örebro kentindeki eski bir askeri tesisin mahzeninde bir araya gelen bu unsurlar, bir süre için hem bir başlangıç hem de bir son gibi görünen yarı doğaçlama, yarı yazılmış bir EP olan ZONA’ya dönüştü.
Yaklaşık on yıl sonra, Abandoned Cities bir kavram olarak Peter Lindström’ün zihninde yeniden somutlaştı. Covid döneminin izolasyonunda, ekosistemler çözülürken ve huzursuz bir gelecek bastırırken, bu isim kaybolan manzaraları, terk edilmiş gelecekleri ve dış dünyayı yansıtan iç mücadeleleri yansıtıyordu. Müzik de yeni bir aciliyet kazandı; doğaçlamadan doğdu ama zaman içinde rafine edildi, geniş ve sürükleyici bir şeye dönüştü. Vokalist Ulf Stöckel (We Live in Trenches, Laugh Track) yeni bir işbirlikçi olarak katıldı ve Sjöström çift davulcu yoğunluğu için geri döndü.
Şimdi, Mart 2025’te, bu ikinci dönemin ilk kayıtları Silt olarak şekilleniyor – öfke, keder, korku ve endişe arasında gidip gelen, aynı zamanda hem içimizdeki hem de ötemizdeki evrenin güzelliğine karşı derin bir sevgi ve huşu hissi veren bir albüm. Buradan sonra nereye varacağı bilinmiyor.
Açıkçası, çok fazla dinlemeye alıştığım bir tür değil, yukarıda da belirtildiği gibi oldukça kaotik, öfkeli ve bol tekrardan oluşan bir yapıya sahip besteleri bulunuyor. Bana oldukça saykodelik bir hava verdiğini söyleyebilirim. 5 Şarkılık bu albüme tarz olarak Post Metal denilmiş fakat o kadar sakin bir tür değil, insanı garip bir şekilde içine çeken bir atmosferik alt yapı bulunuyor. Tam olarak metal müzik mi, bilemiyorum! Tabii ki, bir genre içerisine oturtmak gibi bir zorunluluğumuz bulunmuyor. Sanatçı bu eserde kendine has duyguları dışa vurarak bir kişisel kaos yaratmaya çalışmış. Ama gerçekten beğendiğim bir albüm oldu, sürüklüyor ve atmosferik yapısı insanı gerçekten farklı düşüncelere, hislere doğru yönlendiriyor. Fakat belirttiğim gibi metal müzik diyebilir miyim? O konuda çok emin olamadığımı belirtmek isterim.
7/10




