KritiklerÖne Çıkan

Hauntologist – Hollow Albüm İncelemesi

No Solace – 2024 – Polonya

Hauntologist, Mgła davulcusu Darkside ve multi-enstrümantalist The Fall’dan (Michał Stępień), oluşan Krakówlu bir post-black metal ikilisi. Hollow albümü ikilinin ilk uzun-çaları ve seyirciler tarafından biraz farklı tepkilerle karşılanmış gibi görünüyor; bu tepkilerin çoğu insanların Hauntologist’i Mgła’ya ne kadar benzetip benzetmediğine dayanıyor gibi görünüyor.

Ama Hollow, dinleyiciyi hafifçe ters köşeye yatıran ve duyduklarını yeniden düşünmeye sevk eden yapısı ile dikkat çekiyor. Neden böyle dediğimi albümün sonlarına doğru daha net anlıyorsunuz. Hatta albüm öyle bir açılıyor ki, Mgla varken ne gerek vardı şimdi bu projeye der gibi bir düşünceye kapılıyorsunuz. O zil sektirmeleri, kasvetli ve uzun rifler, donuk ve soğuk bir vokal ile sanki Mgla’nın bir devamı niteliğinde iniş-kalkışlar vs.

Dürüst olmak gerekirse, post-metal etkileşimlerinin her oluşumunu seven biri değilim. Çünkü genellile black metal in önüne post geldiği zaman iş farklı noktalara doğru kayıyor. Ancak bazı güzel kıvrımlar ve dönüşlerle beni neredeyse baştan sona yakalamayı başardı.Atmosferik black metalin hızlı ve yoğun pasajları, black metal bölümlerinin öfkesini daha yansıtıcı atmosferlerle yumuşatan düşünceli ve melankolik havalarla tamamlanıyor.

Albümün imajı ve grup fotoğrafları bana biraz şehirli insanın depresyonu, anksiyetesini yansıtıyor gibi geliyor. Özellikle instagramda kullandıkları kısa video bunun en büyük göstergesi. Liriklerde şiirsel bir acı çekişi hissedebiliyorsunuz. Özellikle albümleri değerlendirirken, bir kaç kadeh içki içerim, son dönemde bu albüm için yazılara başlamadan önce, hep sınırı aşmış oluyor ve albümü tamamen dinledikten sonra sızmış kalmış oluyordum. Bu sefer içkinin ilk yudumları ile dinliyorum.

“In love with the void
That grows within the soul
Mesmerized parade goes
Onwards”

Albüm genel anlamda oldukça başarılı ve birbiri ile bağlantılı şarkılardan oluşuyor. Hauntologist tam anlamıyla bir MGLA etkileşimli grup denemez fakat yüzdesel anlamda %60’a yakın benzerlik hissedebiliyorum. Özellike beste trafikleri, vokal tonu ve davul sektirmeleri, çok büyük bir benzerlik doğurmuş, fakat grubu bir noktada MGLA’dan ayıran özellik ise, daha fazla atmosferik ve post metal içeriyor olması… Ruhunuzu ince, ince doğrayan rifler gerçekten çok başarılı seçilmiş…

“A shroud on the eyelids
A brick wall too thick
How does it feel?
Deathdreamer, asleep?”

Albüm ile aynı ismi taşıyan şarkı Hollow, bana biraz Tiamat esintileri verdi. Gerek lirikler, gerek vokal yapısı ve şarkı genel atmosferi, Tiamat’ın Wildhoney albümünden bir kesit dinliyormuşum hissiyatı yaşattı. Mesela bu şarkı albümdeki black metal atmosferini alıp götürüyor. Oldukça sakin ama bir o kadar da duygu yoğunluğu yüksek bir eser olmuş.

“Heart failures, soul failures
Calling an angel-winged ambulance
Floor texture, blood pressure
Drunk saviour
Infusion of fire in dead veins

The Earth is hollow
And so are we.”

Autotomy ile biraz daha doomy bir atmosfer bizi karşılıyor. Kasvetli bir havada, sanki yalnız başınıza bir sahilde yürüyormuşsunuz gibi hissettiriyor. (İstanbul’da bu mümkün değil tabii ki) Şarkıyı dinlerken, özellikle hızlandığı kısımda gerçekten kendimi üzgün hissettiğimi belirtmeliyim.

“…and as the wild drum of the pulse hits its last notes, you are closer to the truth
It is not the world that is dying, it is you”

Gardermoen şarkısında sizi gerçekten ters köşe yapmayı başarıyorlar. Özellikle şarkı sanki bir post rock şarkısı gibi başlıyor ve öyle devam ediyor. Fark etmeyenler acaba albüm bitti ve otomatik olarak başka bir grup mu başladı diye düşünmüş olabilir. Şarkıda sadece “Where have I gone?” olarak, nereye kayboldum ben sorgulaması yapılıyor… Jericho, Nostromo, Umea, Moscow, Warsaw, Oslo???

Albümün kapanışı ise Car Kruków isimli şarkı ile yapılıyor. Bu şarkı bana Bethlehem, Woods of Infinity, Lifelover gibi depressive black metal türünün başarılı gruplarının bazı geçiş şarkıları havasını verdi. Şarkı sözleri sanırım Lehçe ama İngilizcesi de yazılmış. Bu şarkıda sabahları evinin penceresinden baktığında, karşısındaki ağaca doluşan kargaların ona verdiği his ve tekrar uykuya daldığında o kargaların birer kuzguna dönüşüp farklı şekillerde canını aldığı bir kabustan bahsediyor.

Ve tekrar tekrar söylüyorum
“Henüz zamanı değil…
Zamanı değil…”

Albümü özetleyecek olursak, ön yargısız bir şekilde tamamını kendinizi vererek dinlemenizi tavsiye ederim. Black Metal ya da metal müzik sadece sert/agresif şeylerden oluşmadığını unutmayalım. Bu kadar duygulara hitap eden müzikal besteler yapabilmek ve şiirsel lirikler yazabilmek oldukça zordur. O yüzden atmosferik, post vs. diyip direk yok saymamak gerekiyor.

9/10

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu