Suffocate the Skies – Obsidian Shores (Albüm İncelemesi)
Bağımsız Albüm - 2026 - Amerika Birleşik Devletleri
Suffocate the Skies – Obsidian Shores: Melodik Death ve Black Metal Arasında
Wichita, Kansas, ABD çıkışlı senfonik death metal grubu Suffocate the Skies’ın ikinci albümü *Obsidian Shores*, 14 Ağustos 2026’da dijital olarak yayımlandı. Grubu ilk kez duyanlar için önce kendi cümleleriyle kısaca tanıtalım:
Suffocate the Skies, farklı müzik zevklerine sahip ancak ekstrem metale duydukları ortak sevgiyle bir araya gelen müzisyenlerden oluşan bir gruptur. Grubun temel amacı, bu geniş müzikal yelpazeyi güçlü ve yoğun bir sounda dönüştürmek; uyumu korurken iş birliğinin sınırlarını zorlamaktır. Melodik ve melankolik yapıları güçlü ritimler, orkestral düzenlemeler ve geniş bir vokal aralığıyla harmanlayan Suffocate the Skies, karanlık ve içe dönük sözlerle hem akılda kalıcı hem de destansı bir müzik sunuyor.”
Tanıtım oldukça iddialı, değil mi? Aslına bakarsanız, albümü ilk kez dinlediğimde gruba yazdığım yorum bundan çok daha kısaydı: “Gerçekten iyi bir albüm.”
Grup temel olarak melodik death metal tabanlı bir müzik yapıyor. Fakat YouTube’da biraz araştırma yaparken albümün Symphonic Black Metal Promotion kanalında da yayımlandığını gördüm. Açıkçası metal türlerinin önüne getirilen bu eklere son zamanlarda biraz kafayı takmış durumdayım: senfonik, melodik, atmosferik vesaire… Bir grup death metal ya da black metal yapıyorsa, müziğin içindeki her farklı ayrıntı için türün önüne yeni bir etiket eklemeyi çok doğru bulmuyorum. Elbette bu tamamen kişisel görüşüm.
Suffocate the Skies, Spotify ve YouTube üzerinde hedeflediği kitleye ulaşmış görünüyor. Bence bu da şarkıların dinleyicide karşılık bulduğunu ve grubun yaptığı işin başarılı olduğunu gösteren önemli işaretlerden biri.
Albüm kapağındaki renk kullanımı da hoşuma gitti. Hatta kapak, bana melodik death metalden çok black metal hissi veriyor. Metal Archives kayıtlarına göre grup müzik hayatına deathcore ile başlamış, daha sonra bugünkü tarzına yönelmiş. Death metal gibi türlerle yola çıkıp zaman içerisinde sounduna core unsurları ekleyen pek çok grup gördük. Burada ise geçiş ters yönde gerçekleşmiş. Bence bu değişim grubun müziğine olumlu yansımış.
Albüme geçecek olursak…
*Obsidian Shores*, kar üzerinde yürüyen birinin ayak sesleriyle başlıyor. İlk parçanın adının “Hordes of Winter” olmasıyla intro arasında daha baştan yerinde bir uyum kurulmuş.
Vokal kullanımı oldukça güçlü. Scream ile brutal vokal arasında bir ton yakalanmış olsa da brutal tarafın daha ağır bastığını söyleyebilirim. Klavye altyapısı neredeyse hiç kesilmiyor. Belirli bölümlerde arpejler ve akustik gitar pasajları da düzenlemeye eklenmiş. Şarkının temposu ise sürekli değişiyor.
Kişisel olarak senfonik yapılı metali çok sevdiğimi söyleyemem. Buna rağmen albümü objektif biçimde değerlendirdiğimde başarılı bir iş çıkarıldığını kabul etmek gerekiyor. “Hordes of Winter” içerisinde Dimmu Borgir ve Septicflesh’i hatırlatan iniş çıkışlar, gerilimler ve ani patlamalar bulunuyor.
Albümün üçüncü parçası “Traversing Dimensions” blast beatlerle oldukça tempolu bir giriş yapıyor. Ancak grup bir süre sonra parçanın trafiğini yeniden değiştiriyor ve vokalin devreye girmesiyle şarkıyı farklı bir tempoya taşıyor. Şahsen bu tempoda ilerleyen parçalar beni daha fazla kendine çekiyor.
Albüm genelinde oldukça profesyonel bir prodüksiyon var. Her enstrümanı net biçimde duyabiliyoruz ve vokal performansı da gerçekten çok güçlü. Böyle hazırlanmış bir albümün neden hiçbir plak şirketinin etiketi altında yayımlanmadığını merak etmeden duramıyorum.
“Vanitas” ise diğer şarkılara göre daha düşük bir tempoda ilerliyor. Temiz vokallerin de kullanıldığı parçada, kısmen hüzünlü sayılabilecek karanlık bir atmosfer öne çıkıyor. Albümde ayrıca “Pandora”, “Veil”, “Acolyte of the Occult”, “Mourning Procession”, “By Way of Black Fire” ve “Seasons of Rust” bulunuyor. Kapak çalışması da grubun gitaristi ve synth sorumlusu Matt Sikes’e ait.
Grubu özetlemek gerekirse: melodik, evet; senfonik, tartışılır; death metal, kısmen; black metal, kısmen… Fakat albüm bütün bu tarzlardan parçalar barındırıyor. Bu nedenle Suffocate the Skies için “melodic death/black metal” tanımının daha doğru olabileceğini düşünüyorum.
Melodic death metal denildiğinde ilk akla gelen grupları burada tek tek saymaya gerek yok sanırım. Çünkü onların hiçbirinde tam olarak bu tür bir beste yapısı bulunmuyor. Suffocate the Skies, tanıdık unsurları kullansa da bunlardan kendine ait, karanlık ve yoğun bir müzik ortaya çıkarmayı başarmış.
Wolfheart, Shade Empire, Shadow of Intent, Mors Principium Est ve Septicflesh sevenlerin Suffocate the Skies’a da şans vermelerini tavsiye ederim.
8/10
Damnare
EditörEditor, writer, YouTube presenter, content creator. He scours the metal music scene for up-and-coming bands, listens to the promotional material sent to him, and keeps his finger on the pulse of the bands through his YouTube podcasts. And he does it all fo…
Bu yazarın tüm içerikleriBenzer Yazılar
The Black Dahlia Murder - Verminous
Spotify Çalma Listemiz Güncellendi
Yorumlar
Henüz yorum yok.
