Messa – The Spin (Albüm İncelemesi)

Metal Blade Records – 2025 – İtalya
İtalyan doom metal dörtlüsü Messa, 2025 tarihli The Spin albümüyle doom metal sınırlarını bir kez daha paramparça ediyor. Önceki albümleri Close ve Feast for Water ile zaten klasik doom kalıplarını genişletmeye başlamışlardı; The Spin ise bu arayışın doruk noktası: geleneksel doom’un ağırbaşlılığını sakinliği ile jazz doğaçlamaları hafif gothic rock etkili melodilerin büyüsüyle harmanlıyor.
Karanlık Bir Meditasyon
Albüm, bir doom albümünden beklenen yoğunluğu taşıyor ama bu ağırlık, sadece rifflerle değil, atmosferle, boşlukla ve sürprizlerle örülmüş. Parçalar neredeyse törensel bir şekilde ilerliyor; dinleyiciyi sabırlı olmaya, beklemeye, hissetmeye zorluyor. Messa, burada doom’un “yavaşlık”la sınırlı olmadığını gösteriyor; onun yerini “yoğunluk” ve “törensellik” ve yoğun duygu ve gizem yüklü şarkılar ile bizi karşılıyor.
Vokalist Sara Bianchin, bu albümde adeta bir ritüel lideri gibi. Ne bağırıyor, ne fısıldıyor—bunların arasında bir yerde duruyor ama sesi her an hipnotize edici. Vokaller sadece sözleri taşıyan bir unsur değil; atmosferin bir parçası. Sara’nın sesi, albüm boyunca zaman zaman ağıt gibi, zaman zaman bir büyü gibi yükseliyor. Yer yer vokal tonunda ve şarkı söyleme tarzı olarak “Anneke van Giersbergen” tadı vermeside beni büyüleyen ve etkileyen başka bir unsur oldu.
The Spin, adını sadece bir fiziksel döngüden değil, aynı zamanda bir ruhsal girdaptan da alıyor. Albüm boyunca sık sık yinelenen motifler, tekrar eden vokal kalıpları ve dairesel riffler dinleyicide adeta spiral bir döngünün etkisi yaratıyor. Burada anlatılan şey, ilerlemek değil; bir yerde dönüp durmanın ağırlığı. Messa – The Spin, doom metal’in sadece “yavaş ve karanlık” olmak zorunda olmadığını, aynı zamanda mistik, serbest ve kültürel olarak zengin bir formda da var olabileceğini kanıtlıyor. Albüm, doom dinleyicisinin sınırlarını zorlayabilir ama bu yolculuk sonuna kadar ödüllendirici. Bu albümün bir kere ruhunuza temas etmesini sağlarsanız sonu gelmez bir döngüde bulabilirsiniz kendinizi.
Albüm, bir doom albümünden beklenen yoğunluğu taşıyor ama bu ağırlık, sadece rifflerle değil, atmosferle, boşlukla ve sürprizlerle örülmüş. Parçalar neredeyse törensel bir şekilde ilerliyor; dinleyiciyi sabırlı olmaya, beklemeye, hissetmeye zorluyor. Messa, burada doom’un “yavaşlık”la sınırlı olmadığını göstermiş bizlere.
“Reveal” gibi parçalar, doom’un içine jazz davul yürüyüşleri ve serbest doğaçlama kafasında pasajlar ekliyor. Gitarlar kimi zaman sludge’a kayarken, kimi zaman mistik tınılarla yankılanıyor. Bir anda pat diye giren etkileyici gitar soloları şarkılara katman ve değer katarken, son şarkı “Thicker Blood” büyüleyici atmosferi yaratmaya destekleyici” Synth ve pad” kullanımı da grubun doom metal’in sınırlarını yeniden yaratma yolculuğunu bize gösteriyor.
Doom’un Sınırları Yok
Messa – The Spin, doom metal’in sadece “yavaş ve karanlık” olmak zorunda olmadığını, aynı zamanda mistik, serbest ve kültürel olarak zengin bir formda da var olabileceğini kanıtlıyor.
Albüm, doom dinleyicisinin sınırlarını zorlayabilir ama bu yolculuk sonuna kadar ödüllendirici. Bana göre The Spin, 2025’ün sadece en iyi doom albümlerinden biri değil, aynı zamanda en özgün işlerinden biri.





