Dødsferd Röportajı
Selamlar Wrath! Bu dünyanın ve zamanın anlamsız günlerinde, Dødsferd üyeleri için hayat nasıl gidiyor?
Sürekli savaşarak ve tetikte kalarak yaşıyoruz, yaptığımız tek şey bu! Her geçen gün kendi vatandaşlarını yok eden yozlaşmış bir hükümetin yönettiği bir ülkede hayatta kalmak için mücadele veriyoruz. Acımasız yasalarını, hiçbir gerekçe olmaksızın şiddetle dayatan bu hükümet, sağlık sistemini, eğitimi ve doğamızı mahvetti. Tüm yeşil alanlarımızı açgözlü ve acımasız şirketlere, yalnızca daha fazla para kazanmak ve mide dolusu açgözlülüklerini beslemek için sattılar. Tek dertleri kendi kirli türlerini koruyup kollamak!
Yunanistan’daki halkın büyük çoğunluğunu yoksulluğa ve umutsuzluğa sürüklediler. Bizim tek yaptığımız şey; savaşmak, onurlu ve gururlu kalmak ve bu acı dolu gerçekliği müzik ve sanat yoluyla dışa vurmaktır.
Röportaja grubun ilk günleriyle başlayalım. Kariyeriniz şu an 23 yılı geride bıraktı. Her şey nasıl başladı? Bu kadar uzun süreceğini hiç düşünmüş müydünüz?
Bu kana bulanmış yolculuğa 1999 yılında başladım. İlk zamanlarda kendimi ifade etmenin yolu, geceden sabaha yazdığım sözler ve şiirlerdeydi. Ölümün kokusu ve tanıdığım insanların ikiyüzlü tavırları beni evimin küçük mutfağına kapanıp düşüncelerimi kâğıda dökmeye itti. Daha sonra ilk klasik gitarımı aldım ve kafamdaki şeytanları susturmak için bu sözleri, şiirleri ve düşünceleri haykırmaya başladım. Amacım biraz olsun huzur bulmaktı, ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Yolculuğum böyle başladı.
Eğer hayat farklı olsaydı, başka bir şey yapıyor olurdum; belki sevinç dolu duygularla başka yollarla ifade ederdim kendimi. Ama hayat ve bu berbat dünya, beni her zaman karanlık duygularımı dışa vurmaya zorladı.
2003 yılında Dødsferd’in ilk demosu Kruzifixxion of Human Disgust 200 adet elle numaralandırılmış kopyayla bağımsız olarak yayımlandı. 1999’da yazmaya başladığım tüm o düşünce ve şiirler ise 2022’de Yunanca olarak yayımlanan Buried in the Land of Dream adlı kitapta ilk kez okurla buluştu.
Amacım bir grup kurmak, rock yıldızı olmak, para kazanmak ya da şöhrete ulaşmak değildi. Bu tamamen psikolojik olarak ayakta kalmak içindi. Bu grup, hâlâ olduğu gibi, benim hayat günlüğüm.
Üçüncü nesil bir black metal grubu olarak tarzınıza sadık kaldığınız hâlde müzikal evriminizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Benim için bu, düşüncelerimi bu aşırı uçlarda sanat biçimiyle ifade etme biçimidir. Nefreti, öfkeyi, acıyı, karanlığı dışa vurmanın birçok yolu vardır.
İlk günlerden bu yana müziğimi ifade etme biçimim de sözlerim de daha olgunlaştı. Dinlediğim farklı müzik türlerinin de bunda etkisi büyük. Sözlerim artık sadece öfke ve nefret kusmakla kalmıyor; aynı zamanda insanlara bu dünyadaki yerlerini sorgulatıyor, mücadele etmeye ve yaratmaya çağırıyor.
Sanatıma odaklanmaya ve inandığım değerlere sadık kalmaya çalışıyorum. Yaşam biçimim, ahlaki değerlerim ve felsefem sanatıma yansıyor. Herhangi bir formül izlemiyorum ve bu işi kitlenin onayını almak için yapmıyorum. Amacım, bu tükenmiş dünyaya ve insanlarına bir mesaj bırakmak.

İlk albümünüzden son albümünüze kadar geçen 19 yılda toplam 12 stüdyo albümü yayımladınız. Grubun ana bestecisi ve daimi üyesi olarak bu kadar aktif kalmayı nasıl başardınız?
Bu modern dünya, ruhumu ve zihnimi nefret, tiksinti ve ızdırapla beslemeyi hiç bırakmadı. Daha önce de dediğim gibi bu grup, benim hayat günlüğüm. İlk günden beri bu günlükte boş veya anlamsız bir sayfa olmadı. O zamandan bu yana hiçbir şey değişmedi, hiçbir şey!
Sanatım, hiç bitmeyen yaratma isteğim, değer, adalet ve karşılıklı saygıyla kurulmuş bir dünya arzuma dayanıyor. Sanatım aracılığıyla söyleyecek bir sözüm kalmadığında bu grubu ve diğer tüm projelerimi bitiririm.
Kariyerinizde sizi tatmin etmeyen ya da çıktığı dönemde ya da şimdi beklentilerinizi karşılamayan bir albüm oldu mu? Peki, grubun diskografisindeki favori albümleriniz neler?
Yaptığım hiçbir şeyden tamamen memnun kalmam. Her zaman, “bunu daha iyi yapabilirdim” diye düşüneceğim bir şey çıkar. Ama hayat böyledir! Mükemmellik diye bir şey yoktur!
Zihnimizi açık tutup öğrenmeye devam etmeliyiz. Bilgi sonsuzdur!
Favori albümüm yok. Her albüm, grubumla geçirdiğim süreçteki karakterimi ve tavrımı yansıtır. Bu yüzden yıllar boyunca verdiğim emeğe haksızlık etmek istemem. Çünkü her bir albümüm, bu gerçekçi tablonun bir parçasını tamamlıyor.
Yeraltı black metal sahnesinde müzisyen olarak zorluklar yaşadınız mı? Bir yeraltı grubunu ayakta tutmak ve ilerletmek adına karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi?
Hayatta hiçbir şey kolay değil. Ne yaparsan yap, mutlaka zorluklarla karşılaşırsın. Elbette ben de yaşadım ve hâlâ yaşıyorum. Ama vizyonum daha güçlü ve yalnız da kalsam onu gerçekleştirmek için yoluma devam edeceğim.
Yaptığım iş, müziğim, vizyonum pazarlık konusu değildir.
Zamanında Moribund Records, ekstrem sanatlar sahnesinin en güçlü plak şirketlerinden biriydi. Ve onlar Dødsferd’i seçti, çünkü yarattığım şeyler gerçek duygulara dayanıyordu.
Daha çok çalışmam gerektiğini biliyorum, ama hiçbir zaman zorluklar karşısında geri adım atmadım. Bahane üretmedim ya da başkalarının “grubunu şöyle yönetmelisin” laflarına kulak asmadım.
Dødsferd = Wrath, Wrath = Dødsferd!
Grubun var olduğu tüm bu yıllarda sahneye çok az çıktım. Çünkü bunu eğlence, para kazanma, rock yıldızı olma ya da profesyonel müzisyen olma amacıyla yapmıyorum. Ama aynı zamanda bedava da yapmam – sahtekârların grubumu ve müziğimi sömürmesine izin vermem.
Sadece çok az organizatör kitlenin beklentilerinin dışına çıkacak cesarete sahiptir, grubumun ihtiyaçlarına saygı duyar ve konser organize eder. Murat’a ve CHAOS Magazine’e sonsuz saygılar!
Tüm bu zorluklar beni daha güçlü kılıyor ve seçtiğim yolda yürümeye daha da kararlı hâle getiriyor.
Dødsferd ismi ne anlama geliyor? Grubu kurarken neden bu ismi seçtiniz?
Norveççe bir kelime ve “Ölüm Yolculuğu” anlamına geliyor. Dimmu Borgir’in Stormblåst albümü benim için büyük bir ilham kaynağıydı. O albümde yer alan “Dødsferd” adlı şarkı, atmosferiyle beni derinden etkiledi.
Ayrıca Yunan sahnesindeki diğer gruplardan tamamen farklı bir isim istiyordum. Grubumun öne çıkmasını sağlayacak bir isim.



2024’te çıkan son albümünüz Wrath hakkında neler söyleyebilirsiniz? Besteleme süreci, prodüksiyon ve kayıt aşamaları nasıldı? Farklı ve özel yöntemler denediniz mi yoksa her zamanki kayıt formülünüze mi sadık kaldınız?
Bu albüm üzerinde iki yıldan uzun süre çalıştım. Grubumun müziklerini her zaman yalnızca ben bestelerim, sözleri de yine sadece ben yazarım. Bu kararı, grubun doğduğu günden beri aldım. Eğer yaratacak bir şeyim kalmazsa, başkalarından katkı istemem; bu grubu bitiririm.
Gitar ve vokal kayıtlarını burada, Girit’te Barking Dog Stüdyosu’nda ben gerçekleştirdim. Davullar Atina’da N.D. tarafından kaydedildi. Bas gitar da yine Atina’da, diğer grup üyem, kardeşim Neptunus tarafından kaydedildi. Miksi Girit’te Giannis Leledakis, Omegha Studio’da yaptı. Mastering ise Atina’daki VU Productions Mastering Studio’da Nasos Nomikos tarafından yapıldı.
Hypnotic Dirge, bu albümü çok iyi özetledi: “Wrath tematik olarak, kapitalizmin sosyal ve ekonomik sonuçlarına, politik yozlaşmaya, ekolojik yıkıma ve medeniyetin en büyük düşmanı olan savaş olgusuna sert bir itham getiriyor.”
Son yıllarda içimde biriken tüm duyguları eksiksiz şekilde yansıtan bir albüm yapmak istedim. Bunu da büyük ölçüde başardım!
Wrath albümüne gelen tepkiler nasıldı?
Dünya çapında müthiş bir ilgi ve destek gördü. Saygı duyulan birçok müzik sitesi albümü yılın albümü olarak listeledi. Bu benim için büyük bir onur!
Bu albüm, kimsenin beklemediği şekilde grubun ilk dönem köklerine geri dönüş niteliğindeydi. Daha önce de belirttiğim gibi, grubum kitlesel beğenilere hitap etmek için var olmadı ve günümüz plak şirketlerinin ve dinleyicilerinin yaratmak istediği yapay estetikle hiçbir ilgisi yok.
Ben kendi yolumda yürümeye devam ediyorum!
Fucking Your Creation adında bir plak şirketiniz var. Bu label’ı ne zaman ve nasıl kurdunuz? Bu işe girmenizin sebepleri nelerdi?
FYC Records aslında bir plak şirketinden ziyade, gerçek sanatçılardan oluşan bir topluluktur. Sanatı, kitlelerin zevkinden bağımsız bir şekilde icra etmeyi seçmiş, gücünü yürekten ve içten gelen yaratım isteğinden alan sanatçılardan oluşur.
Bu toplulukta yer alanlar para, şöhret veya yüzeysel takipçiler peşinde koşmaz. Bozulmuş bir dünyaya ve yozlaşmış bir topluma karşı durmuş, kendini yalnızca sözde değil, gerçekten adamış insanlardır.
Hayvanlara, doğaya, sesi çıkmayan insanlara zarar veren her türlü yapıya karşı duruyoruz. FYC, 2019’dan bu yana büyüyerek ve güçlenerek yalnızca yüksek amaçlar için sanat üretiyor.
Ben bu label’ı tüm bu nedenlerden dolayı ve artık kimsenin müziğimi ya da üretme irademi sömürmesine izin vermemek için kurdum. Yetersizliklere ve boş bahanelere daha fazla tahammül yok! Zaman ve para harcıyorum ama bunu daha yüce bir amaç için, vizyonumu gerçekleştirmek için yapıyorum!

Hiç tarzınızın dışında projelerde ya da gruplarda yer aldınız mı? Şu anda aktif olduğunuz ve müzik yaptığınız başka gruplar var mı?
Evet, kesinlikle. Kendimi farklı yollarla ifade etmekten hiçbir zaman korkmadım. Sanatsal ifade sınırlanamaz.
Drunk Motherfuckers adında bir stoner/heavy rock grubum var, 2004 yılında “Drunk Earth” olarak başladık.
Ayrıca Mortovatis adında jam/improv ağırlıklı bir space doom projem oldu. Girit’te kurduğum diğer projeler ise Gin Lane (indie, alternatif, post-rock) ve G.N.L.S. / Geometric Nictation of Lament’s Space (deneysel, avantgarde post-black metal).
Bu projelerin tüm albümlerine FYC Records üzerinden ulaşabilirsiniz.
Grubun esas kurucusu olduğunuz için sormak istiyorum: Dødsferd’in aktif olarak desteklediği bir politik görüşü ya da felsefesi var mı? Şarkı sözlerinizde hangi temaları işliyorsunuz?
FYC Records, şahsım ve felsefem; Nazizm’e ve tarihin bu utanç verici dönemine duyulan özleme karşıdır.
Hayvanlara ve doğaya zarar veren, kendini savunamayan insanlara kötülük eden herkese karşıyız.
Sözlerim insanlığın yozlaşması, insan türünün çürümüş parazit doğası ve insanın sonsuz düşüşü üzerine.
Tüm insani zayıflıkları yenmeliyiz. Bilgi ve saygı yolundan ilerleyerek, içsel arınmayla evrilmeliyiz!
Chaos Dergisi’nin organize ettiği Chaos Fest kapsamında İstanbul’da sahne alacaksınız. Bu konser sizin için nasıl organize edildi? İstanbul’daki black metal dinleyicilerine bir mesajınız var mı?
Murat, yeni Chaos Magazine sayısında grubumla ilgili bir röportaj yaptı. O röportajda birçok şey konuştuk. O, grupların ihtiyaçlarına gerçekten saygı gösteren, onurlu bir insan.
Ve grubum için Türkiye’de ilk kez bir konser organize edecek cesarete sahipti. Bu sahnede fark yaratan ve bağlılığını gerçekten kanıtlayan insanlar bunlar!
Türkiye’de sahne alacak olmaktan dolayı büyük bir onur duyuyorum. Sadık dinleyicilerime sonsuz saygılar! Onlar için çok özel bir set hazırladım.
Dødsferd için gelecek planlarınız neler?
Suicide and the Rest of Your Kind Will Follow albümünün üçüncü bölümü şu an kayıt aşamasında.
Ayrıca yeni ve eski şarkıların yeniden yorumları ve bazı özel kayıtlar içeren güçlü bir toplama albüm üzerinde çalışıyorum.
2025 yılı için bazı canlı performanslar da planlıyoruz!
Zaman ayırıp detaylı ve düşünceli yanıtlar verdiğin için çok teşekkürler. Son olarak dinleyicilere ve okuyucularımıza ne söylemek istersin?
Zamanınızı ve bu derinlemesine, düşündürücü röportajı gerçekleştirdiğiniz için teşekkür ederim.
Türkiye’de sahne alacağım anı sabırsızlıkla bekliyorum ve çok güçlü bir performansı sizlerle paylaşmak için hazır olacağım.
Sahneniz çok güçlü ve senin gibi, Murat gibi, yeraltı sanatlarını ve değerlerini destekleyen adanmış insanlar var!
Hiçbir şey dışsal değildir!
Saygılarımla,
Nikolaos Spanakis (Dødsferd’den Wrath!)
Benzer Yazılar
Ulvedharr'dan Yeni Video "Dagon" Paylaşıldı
Posithrone - Black Hole Phoenix (Şarkı Sözü Videosu)
Grandiosa Muerte - Destino (Müzik Videosu)
Yorumlar
Henüz yorum yok.
