Tankcrimes – 2020 – Amerika Birleşik Devletleri

Selam gençler. Cenk o kadar darladı ki “abi artık bir yazı patlat da paylaşalım” diye metalin imanı mı olur lan diye söverek çöktüm pc başına… Gündemde de sıkça dönen, sosyal medya da sürekli paylaşıldığını görünce de Necrot’un ikinci uzunçaları Mortal’ı dinlemeye koyuldum. Bu arkadaşların ilk albümü Blood Offerings’i çıktığı 2017’de baya döndürmüştüm. Mortal’ı açarken de şüphe duymadım. Neden çünkü elemanlar OSDM’nin ne olduğunu bildiklerini ilk albümlerinde göstermişlerdi. Yalansız dolansız, lafı uzatmadan bol kazımasyolu 90’lar death metalini önümüze koymuşlar. Kafanız da şöyle soru işaretleri oluşmasın. “Abi madem old school kafalara gireceğim aslı varken neden bu elemalara kafa patlatalım?” Yeni grupları reddetmek bana çok mantıklı gelmiyor. Necrot’u da dinlenebilir kılan birçok yönleri var. Blood Offerings zaten farklı bir şey sunmadı ama 2017’den bu güne kadar birçok yerde sahne aldılar. O günden de bu güne kadar klasiklere saygı duruşlarını birçok şarkılarında sundular. Mortal’da dinamiği yerinde, her enstürmanın tertemiz kulağa geldiği, vokalin motorlu testereden çıkan, kuduz köpek gibi hırlayan sesine rağmen ne dediği net bir şekilde duyulması kulağa harikulade geliyor. Akılda kalıcı riffler, tertemiz akan bir davul… Karışım müthiş ayarlanmış. Hem ham bir ton hem de bir o kadar temiz bir sound var kulağa çarpan. Davulcu Chad ile vokalist/basçı Luca Vastum’da zaten bir arada kafa sallıyorlar. Bunun artısı da Necrot’a leziz bir şekilde yansıyor. Geçtiğimiz zaman dilimine baktığımızda OSDM kulvarına giren birçok grup var ve Necrot bir hayli bu kulvarın önüne geçiyor benim nazarımca. 90’lar death metal sahnesinde kök salmış gibi duran Necrot, eskilerin hatırlattığı gibi, bol irinli çürümüş et ile cilasız death metal yemeğinizi hazırlıyor. E etin yanında da soğuk bir şeyler lazım. Havasına yandığımının Antalya’sı halen sıcak, onun için bol biralı günler diliyorum.

8/10