KritiklerÖne Çıkan

1914 – Where Fear and Weapons Meet Albüm İncelemesi

1914, son yıllarda yükselişe geçen Ukraynalı gruplardan sadece biri fakat yaptıkları müzikten çok sahne imajları ve albümlerinde anlatmış oldukları hikayeler ile dikkat çekmeyi başarıyorlar. Albüm incelemesi müzikten çok anlattıklarını analiz etmeye dönüştü... Albüm hakkındaki yorumlarınızı bekliyoruz!

Napalm Records – 2021 – Ukrayna

Ukrayna’nın son yıllarda Jinjer ile birlikte dünya çapında ün yapmış gruplarından biri olan 1914, 3. albümleri olan “Where Fear and Weapons Meet”‘i Ekim 2021’de Napalm Records etiketiyle piyasaya sürdü.

1914, albümlerinde temel olarak 1. Dünya savaşında yaşanan olayları anlatıyor. (Hep 2. dünya savaşı anlatılacak değil ya?) Daha çok doğu cephesi üzerine yaptıkları şarkılar, animasyonlu videolar ve sosyal medyada hemen hemen her gün paylaştıkları savaş temalı görsellerle kitlesini oldukça sadıklaştırmayı ve diri tutmayı başaran grup, müzikal anlamda da daha önceki albümlerin bir kaç seviye üzerine bir işi bizlere sunmayı başardı.

Canlı izlemeyi bu yıl kıl payı kaçırdığımı söylemeliyim. Umarım sağlık/bütçe tekrar oluşur ve canlı izleme fırsatını edinirim.

Albüme geçecek olursak, albüm intro’nun ardından ismini söylemek oldukça zor olan FN.380 ACP#19074 isimli parçayla açılıyor. Bu parçanın özelliği ise 1. Dünya savaşının başlangıcı kabul edilen Avusturya-Macaristan Arşidükü Franz Ferdinand ve Eşinin Sarayevo’da suikasta uğraması konusunu işliyor olması. (Konuyu merak edenler varsa youtube üzerinde çok sayıda kaynak bulabilmek mevcut) Bu şarkının ismi ile ilgili bilgi vermek gerekirse bu suikastı gerçekleştiren Gavrilo Princip’in kullandığı silahın seri numarası olması ve bu şarkının Gavrilo’nun gözünden yazıldığı çeşitli forumlarda işlenmiş.

1914 grubunun tarzının içerisinde death metal/doom metal ve black metal temalarını bulabilirsiniz. Kendilerine has bir tür yakaladıklarını düşünüyorum. Zira izlediğim konser videolarında oldukça hızlı ve sert çalıyorlar. Fakat albümlerinde tempoları belli bir noktanın ötesine geçmiyor.

Yazıya girerken daha çok doğu cephesinde olanlardan bahsediyorlar şeklinde ufak bir yorumum olmuştu fakat albümün ilerleyen bölümünde Belçika cephesi ve İngiliz saldırıları, özellikle Messines savaşındaki toplu katliamın işlendiği hikayeyi okumanızı tavsiye ederim. Tek seferde yaklaşık 10.000 den fazla askerin öldüğü bu savaş oldukça dikkat çekici…

Don’t Tread on Me (Harlem Hellfighters) ise oldukça ilginç bir detay, aslında Amerikan ordusuna bağlı olan bu ekip, orijinal olarak Amerikalılardan oluşmuyordu. Köle askerler ve koloni kurulan devletlerden elde edilmiş göçmen ağırlıklı ve bir miktar beyaz Amerikalı askerlerden oluşuyordu. Bu konuyu işlemeleri oldukça etkili… Bu parçada daha çok black metal riflerini ve hızını hissedebiliyorsunuz.

“191 days under fire, never retire.
Men of Bronze go forward or die
Hold one’s ground that’s why they call us Hellfighters.”

“Coward” isimli şarkı ise akustik olarak bizlerle buluşmuş. Burada işlenen konunun ise Avusturalya/Yeni Zelanda askerleri için yazıldığını tahmin ediyorum. (Öyle olmayabilir fakat detaylı bir bilgi bulamadım)

“My father said – son, your country needs you
Come join the king’s army in the final breakthrough”

..and a Cross Now Marks His Place şarkısı ise çatışma esnasında ölen sıradan bir askerin ağzından annesine yazılmış bir mektubu konu almış. A.G Harrison isimli bu askerin ve içinde bulunduğu ekibi anlatıyor.

Corps d’autos-canons-mitrailleuses (A.C.M) isimli şarkıda ise Belçikalı makineli tüfek ve top taşıyan mobilize birlik ile ilgili sözlere sahip, bu birlik savaş sırasında Yser cephesini yaklaşık 4 sene boyunca korumayı başarmış.Daha sonraları ise Rus çarlığının talebi üzerine,çarlık ordusu ile birlikte Almanlara karşı Prusya cephesinde savaşmış ve daha sonra da Amerika’ya gitmişlerdir…

“Life as a gift, our life as a present from King Albert to Tsar Nikolai
Now the ship is sailing to the shore of Archangel.”

Mit Gott für König und Vaterland ‘da ise Tanrı Kral ve Ana Vatan Prusya için şeklinde Türkçeleştirilebilir. Prusya bölgesi için önemli bir slogan olduğu ve askerlerin şapkalarına işlendiği kaynaklarda belirtilmiş.

Albüm The Green Fields of France ile kapanıyor. Bu orijinali Eric Bogle’ye ait bir parça ve cover olarak albümde yer almış.. Çok fazla detay bulamadığımı iletmek isterim.

Albümün şarkılarını hemen hemen anlayabildiğim ve bulabildiğim kadarıyla açıkladığımı düşünüyorum. Oldukça derin lirikleri olan bir albüm, müzikal anlamda zaten tartışmaya tamamen kapalı.. Üst düzey kayıt kalitesi, baş yapıt seviyesinde besteler ve gerçekten fazla duymadığımız konuları içeren lirikler ile tam anlamıyla orijinal bir albüm olduğunu söylesem fazla mı övmüş olurum? Bence hayır! Ayırdığınız 1 saat 3 dakikaya tamamen değer bir albüm!

Kapağı bile oldukça anlamlı, savaş cephesinde ölmek üzere olan askerleri karşılayan azrail figürü… Özetle, siz bu albümü dinlerken birde liriklerini takip edip, işlediği konuları araştırırsanız albüm sizin için daha da anlamlı bir hale gelecektir!

9/10

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu