Rockshots Records – 2020 – Ukrayna 

Thy Despair Ukrayna’dan Dünya Metal sahnesine ilk  albümleri “The Song of Desolation” ile giriş yapıyorlar. Gruba ait bilgilendirme metninde 2006´dan bu yana aktif olduğu görülüyor, günümüze kadar iki single ve bir Ep piyasaya sürmüşler. ilk albüm için oldukça beklemişler; fakat bazen şartlar grupları bir çıkmaza sürükleyebiliyor.

Thy Despair , Symphonic Metal kulvardarında  ilerliyor, albüm Italyan Rockshots Records etiketiyle 8 Mayıs 2020´de piyasaya çıktı. Albümde toplamda 10 parça var 42.46 dakika uzunluğunda. Underground piyasada bu tarz gruplarla karşılaştığınızda şansınız % 50-50 dir, iki ihtimal var ki ilki şanslıysanız kaliteli bir iş ile karşı karşıyasınızdır ya da melodik bir ürün ortaya koymak için bir araya gelmiş gürültü bombasına dönüşen bir çok enstrümanın yorucu performansı sizi yok eder. Neyse ki Thy Despair´i dinlerken şanslı olduğumu fark ettim, albüm kesinlikle yorucu değil. İçinde bir çok ayrıntı barındıran, dinledikçe keşfedilen ayrıntılarla baştan sona bir kaç kez dinleme hazzı veren, güçlü bir sounda sahip bir albüm. Bunca zaman beklemelerine deymiş ortaya çıkan iş oldukça güzel. Açılış parçası “The Free One” oldukça kaliteli bir giriş yapıyor.Albümün tamamında görülen melodik gitar işçiliğinin işaretini daha ilk parçadan fark etmek mümkün, melodik gitar işçiliği soundun içinde önemli bir yere sahip. Albümün tamamında bu hissediliyor diyebilirim, bu açıdan Phil ve Strike iyi iş çıkarmışlar. Benim açımdan “The Free One”, “Fear and Despair” ve “Falcon” isimli parçalarda oldukça iyi iş çıkarmışlar. Orijinal melodiler, kendini tekrarlamayan dinleyene keyif veren enerjik riffler albümün kalitesini yukarı çekiyor. Üretimde ki bu kalite canlı performans için beklentimi oldukça yükseltti. Vokalleri Phil ve Elin paylaşıyorlar; Phil oldukça agresif ve tarzın sounduna uyumlu bir brutal stile sahip dinlemesi oldukça keyifli. Elin´in performansı ise tek kelime ile harika, bu tarz gruplarla da kadın vokal genelde soprano  yapmak için kendini paralarlar, ne kadar tize çıkarsam o kadar iyidir diyerek performansı oldukça çekilmez bir noktaya getirir. Elin bir çok farklı stili bir araya getirerek gayet basarili bir iş çıkarmış. Albümün pozitif ayrıntılarından bahsederken son olarak belirtmek istediğim; Keyboardda Navka çok iyi is çıkarmış . Sound içinde tarzın gerektirdiği bütün tamamlayıcı, yer yer kendini öne çıkması gereken bölümlerde ki performansıyla soundun içerisinde vazgeçilmez elementler üretmiş. Sytnh ve piano tonları oldukça lezzetli. Albümde şarkı sözlerinde tema olarak insan ruhunu, bedenini ve karakterini köleleştirmek isteyen yaratıklara karşı verilen mücadele işlenmiş, gerçekler ve metaforlarla iç içe geçmiş bir anlatım söz konusu. Ayrıca albümün son parçası “Falcon” un sözlerinde ülkenin doğusunda yaşanan ve yakin gelecekte bitecek gibi görünmeyen savaş üzerinde duruluyor.

Albümde gözüme çarpan bir kaç negatif durumu belirtmem gerekir ki, bunlara bass gitar ile başlamam gerekir. Bass gitar, sound içinde kendini duyurabilse de, daha iyi bir ton seçilebilirdi, yalnız kaldığı bazı yerlerdeki duyumu biraz  rahatsız ediyor. Son olarak albüm kapağı bence üretilen müziğin kalitesini ne yazık ki yansıtamıyor. Her ne kadar göze çarpan canlı tonlar kullanılırsa da özellikle ön kapaktaki kadın figüründe kullanılan ve sıklıkla Meksika merkezli Güney Amerika ülkelerinde gördüğümüz goth makyaj tarzını alakasız buldum. Gruptan iletişimde olduğum Navka olmasa ve bu albüm kapağını görsem itici bulurdum (Çünkü Güney Amerika metal piyasasında yapılan başarılı festivaller dışında ilgimi çeken herhangi bir şey yok.). Eksik olarak gördüğüm bu ayrıntılar, bir albümün her detayını incelemeyi seven kişiler için bir anlam ifade edebilir; ama bunun dışında albüm gayet basarili ve kesinlikle bir şansı hak ediyor. Mutlaka dinleyin!

Albümün Yazar Notu:
8/10