Nuclear Blast – 2018 – Norveç

Dile kolay tam 9 yıl önce çıkardıkları All Shall Fall albümünden bu yana grup içi sorunlarıyla
uğraşıyorlardı. Hatta bir grubun başına gelebilecek en önemli sorunu yaşayıp esas adamları Abbath’ı
kaybettiler. Üzerine esas çocuk, dik duran sevgili misali Londra sokaklarında yeni elemanlarıyla
şımarık pozlar verip kendi adını verdiği yeni albümünü güzel promosyonlar ve desteklerle tanıtıyordu.
Bu süreçte Demonaz ve Horgh karanlığa gömülmüş, “albümü hazırlıyoruz” açıklaması yapıyorlardı
sadece. Karanlığa gömülme derken ciddi bir durummuş! Demonaz, söz yazarlığından çıkıp İmmortal’ı
müzikal anlamda ele alınca grup daha 90’lar İmmortal’ı, daha karanlık ve daha kuzeyli bir yapıya
bürünmüş. Her İmmortal albümünü severim… Diabolical Fullmoon Mysticism albümünden de
Damned in Black’ten de ayrı keyif alırım ama bu albüm, Abbath olmamasına rağmen At The Hearts Of
The Winter albümünden sonra İmmortal tarihinin en iyi albümü nazarımda.

Öyle bir albüm ki İmmortal karakterini yani Abbath’ın genetiğini kaybetmemiş, albüm sadece daha
Norveçli olmuş, daha direk, daha karanlık. Özellikle Demonaz’ın gitar melodileri beklediğimden çok
daha iyi. Kendi solo albümü de ortalamanın üzerindeydi ancak bu ton ve bu melodileri duyunca insan
March of the Norse’u harcamışsın be adam diyor kendi kendine. Demonaz hem kendi karakterini
müziğe yansıtmış hem de İmmortal kimliğini 90’lara döndürmüş. Yeni dönemden rifler, sakin geçişler
ve bir anda kendinizi dağlara atmak istediğiniz melodiler yok mu? Elbette var. Zaten tüm bunlar
İmmortal’ın karakterini oluşturuyor. Özellikle 6. Parça olan Where Mountains Rise tam bir klasik
olarak albümde yerini alıyor. Eskiden tek bir şarkı için albümler satın alırdık işte bence bu albümün o
tek şarkısı bu. Her melodisi düşünülmüş, her davul vuruşu Horgh’un yeteneğini perçinlemiş. Hazır
Horgh’tan bahsetmişken albümde kusursuz bir davul tonu ve kullanımı olduğunu söylemeden
geçmeyelim. Horgh, black metal camiasının bence en yetenekli ama en az konuşulan adamlarından
biri ve bu albümde bir kez daha şov yapmış. Basların ve prodüksiyonun emanet edildiği efsane isim
Peter Tagtgren muhteşem bir iş çıkarmış. Albümün kaydı İmmortal’da olması gerektiği gibi güçlü ve
resmen kuzey buzulları gibi kristalize. Kısacası 2018 black metal için efsane geçiyor söylemini net
şekilde ispatlayan ve belki de yılın en iyi 3 black metal albümünden biri. (diğerleri için çok aday var
ama bknz. Marduk ve Craft)

İmmortal, 90’lardan beri yani Norveç black metalinin yaratıldığı dönemden bu yana sahnede olan bir
ekip. Herkes kilise yakıp olabilecek en uç seviyelerde yaşarken onlar hep işin başka boyutunda kalıp
kendi dünyalarını yarattılar. Kendilerine ait melodik dünyada benim saygı duyduğum ve çok sevdiğim
bir grup oldular. Özellikle At The Hearts Of The Winter albümü ile black metal tarihinin en önemli
başyapıtlarından birine imza attılar ki albümün Yücel Müzik’ten çıkan kaseti bile her evde bulunmalı,
dikkatle korunup saklanmalı, öyle bir arşivlik değeri var! Her şey bitti derken böyle bir albümle 9 yıl
sonra geri dönmelerini, grup tarihindeki en değerli albümlerinden birine imza atmalarını saygı ve
mutlulukla karşılıyorum. Abbath’ın albümünü de (ki bu albüm kadar olmasa da) seven biri olarak iyi ki
ayrılmışsınız! Kuzeyin tüm tanrılarına ve Demonaz’a selam olsun.<9/10