Prophecy Productions –  2019 – İngiltere 

İngiliz Atmospheric Black Metal grubu Fen, altıncı Full-lenght albümleri “The Dead Light” i, 6 Aralık 2019´da Prophecy Productions etiketiyle çıkardı. Albümde toplamda 8 parça bulunuyor ve 57.12 dakika uzunluğunda. İki yıl aradan sonra geri dönen Fen, beraberinde birçok değişikliği de getirmiş. Alışık olunan, 2009 ve 2011 çıkışlı albümler “Malediction Fields” ve“Epoch” ile iyice rayına oturan depresif yapıya ait ögeler son albüm “The Dead Light”ta da bulunuyor; ama bu albümdeki Prog. elementler önceki albümlere göre ağır basıyor.

Bu duru daha ilk parçada. fark ediliyor. Grubun fanları bu yenilik için nasıl tepki verdiler, şu ana kadar bununla ilgili bir değerlendirme okumadım; ama fan kitlesini biraz genişletmek için yapılan bir hamle gibi. İkinci parça “The Dead Light, Pt. 1” de gruptan duymaya alışık olmadığımız riff yapısıyla açılışı yapıyor. Ihsahn´ın son zamanlarda kendi projesinde kullandığı tarzda progressive gitar riffleri mevcut parçada. Albümün devamında sırasıyla gelen Nebula ve Labyrinthine Echoes´ta daha bilindik Black Metal elementleri var. “Breath of Void” yine bu parçalar gibi saldırgan girişe sahip. Eğer bu albüm bir newcomer gruba ait olsaydı, bu tarz demeler, farklı türden elementlerin bir araya getirilişi oldukça çekici değerlendirilebilirdi; ama grubu yakından takip eden biri bu albümü sindirmek için, daha önce çıkmış albümleri bir kenara bırakmalı.

Vokal üzerinde ki ses işçiliği gayet iyi diyebilirim, vokaller genel olarak bana Der Weg Einer Freiheit´i hatırlattı, güçlü yankı dalgaları ile açık ağız, temiz, güçlü scream ve growl kullanımı. Enstrüman performansı üzerinde yayılımı oldukça tamamlayıcı ve soundu güçlendiren etmenlerden biri. Bazı geçişlerde clean vokallerin de kullanıldığını duyacaksınız, çok iddialı olmayan, yumuşak tonlar ile sözlerin ağızdan çıkışı parçaların genel depresif ahengi içinde kulak tırmalayan bir ayrıntı olarak yerini alıyor.

Gitarlara gelirsek, bir çok yeni deneme söz konusu; ama bu girişimler kendi adıma, Fen´in bu zamana kadar getirdiği kendi tarzının fazlasıyla dışında değil, gayet uyumlu. Fen´in ortaya koyduğu depresif, karanlık atmosfer içinde sırıtmayan ve Fen hayranlarını içine aldığı ruh hali içinde farklı bir grup dinliyormuş hissine sokmadan farklılıkları gösterebilecek kalitede. Yüksek tutulmuş aciu akorlar, tekrar kalıbı içinde sıkışmış gibi görünen tremolo kullanımları bazen bu ikisinin beraber kullanımı göze çarpıyor; ama iyi icra edilmiş. Bazı pasajlarda geniş akustik çalımlarda karşınıza çıkacaktır.

Bass gitar genel olarak arka planda, bu tarzın icrasında genellikle karşı karşıya olduğumuz bir durum; ama bazı bölümlerde bass gitar performansı ön plana çıkıyor. “Labyrinthine Echoes” ve “Breath if the Void” te bu bölümler ile karşılaşmak mümkün, bence bu tarz demeler takdir edilesi. Opeth dinlerken beni sıklıkla dertlere salan, oldukça güçlü başlamış brutal bir şarkının birden düşen temposu ve parçanın duyusunun tamamen öldürüp bambaşka bir pozitif Jazz atmosferine taşıyan Bass gitar soloları gibi değil. Albümün genel atmosferi ve parça yapışı içinde duyumu çok iyi.Toparlamak gerekirse Fen bu albümde, önceki ürünlerinden farklı olarak bu zamana kadar fanlarına sunduğu vahşiliği, karanlığı ve depresif atmosferi korumak ile birlikte bunu, modern ve progressive unsurlarla bu albüme yansıtmış ki bu durum kimilerinin çok seveceği, kimilerinin nefret edeceği bir durum. Albümdeki favori parçalarım : “Labyrinthine Echoes” ve “Nebula”. Kendi adıma başarılı buldum, sizlere mutlaka dinlemenizi öneririm.

Albümün Yazar Notu: 
7,5/10